<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel>
	<title>Bruce Lee</title>
	<link>http://fistoffury.azbuz.com</link>
	<description>Bruce Lee</description>
	<language>tr</language>
	<docs>http://blogs.law.harvard.edu/tech/rss</docs>
	<lastBuildDate>11 Jan 2008 14:36:54 GMT</lastBuildDate> 
<image>
  <title>Bruce Lee</title> 
  <link>http://fistoffury.azbuz.com</link> 
  <url>http://s.azbuz.com/images/RSSlogo.gif</url> 
  <width>117</width> 
  <height>35</height>
  </image>
	
	
	
	<item>
	  <dc:creator>Meyerhold (Halit  Karaata)</dc:creator>
		<title>Lee&apos;nin Japonlara Antipatisine Dair Bir Yorum</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://fistoffury.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006228681</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/62/28/5000000006228681.gif" align='right' border='0'> <p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>LEE’NİN JAPONLARA ÖFKESİ NEDENDİR ?</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Dünya Savaşı bittiğinde Japonlar,savaş sırasında Almanların,İngilizlerin ve Amerikalıların kullandığı,klor,fosjen ve hardal gazı gibi kimyasal silahlar hakkında hiçbir bilgileri bulunmadığını fark ettiler ve bu eksikliği gidermek için,İmparatorluk ordusu bünyesinde,Yüzbaşı Terunobu Hasebe başkanlığında 40 kişilik bir araştırma ekibi oluşturdular.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt 18pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">O tarihte İshii Shiro,henüz Kyoto Üniversitesi’nde,zeki,çalışkan,ancak kendini beğenmiş ve küstah olarak tanınan bir tıp öğrencisiydi. Fakülteyi bitirir bitirmez orduya katılmakla birlikte,kısa bir süre sonra mikrobiyoloji doktorası için yeniden üniversiteye döndü. Bu arada rektörün kızını sevdi ve onunla evlendi,her şey yolunda giderken sakin ve huzurla dolu akademik yolculuğu,bir sabah okuduğu haberle alt üst oldu. Sadece onun değil,onbinlerin yaşamını alt üst edecek,Japonya ile Çin arasında günümüzde bile süren siyasi gerilimlere neden olacak haber,17 Haziran 1925’te Cenevre’de imzaya açılan bir protokolle ilgiliydi.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Savaşlarda kimyasal silahların kullanımı yasaklanıyordu. Polonya,bunlara bakteriyolojik silahların da eklenmesini istemişti. Ishii Shiro,kimyasal silahları biliyordu da,bakteriyolojik olanlardan haberi yoktu. Yasaklandıklarına göre çok etkili olmalıydılar.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Konu o kadar ilgisini çekti ki,1927’de doktorasını bitirir bitirmez,kendisini yeniden orduda ve Yüzbaşı Hasebe’nin araştırma ekibi içinde buldu. Askeri ateşe olarak gönderildiği Avrupa ve Amerika gezilerinden döndüğünde inancı tam pekişmişti. Modern savaşlar,ancak bilim ve teknoloji gücü ile kazanılabilirdi ve doğal kaynakları yeterli olmayan ülkesinin biyolojik silah üretmekten başka çaresi yoktu.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">1931 Eylül’ünde Japonya,Çin’in kuzeydoğusundaki Mançurya bölgesini işgale başladı ve 1932 Şubat’ında kendi güdümünde bir devlet kurdu: Mançuoko. Yaz başında,Ishii Shiro başkanlığında 10 tabipten oluşan bir ekip Mançuoko’ya keşfe gönderildi. Ekip biyolojik araştırmalar merkezinin Harbin,kentinde,insan deneylerinin gerçekleştirileceği tesislerin de kentin varoşlarındaki Pinfang’da yapılmasını önerdi.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Yarbaylığa terfi eden Ishii Shiro’nun Harbin’deki ilk tesisi 1932 sonunda resmen açıldı ve kısa zamanda 150 binayı kapsayan ve Kuantung Ordusu salgın Hastalıkları Önleme ve Su Arıtma Ünitesi adı verilen dev bir araştırma merkezine dönüştü. 1938’de,Pingfang’daki üç metre yüksekliğindeki duvar ve elektrikli tel örgülerle çevrili 3 bin 200 hektar arazi üzerindeki yeni binalara geçilirken,doktor artık albay rütbesini taşıyordu ve emrindekilerin sayısı 3 bini aşmıştı. Askeri havaalanı,tren yolu ve cezaevi ile merkez,1941’de salgın hastalıkla mücadele kimliğini terk etti ve tüm faaliyetlerini 731.birlik olarak yürütmeye başladı.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">1928’de Jinan’da 6 bin,1932’de Pingdingshan’da 3 bin1937’de Nanking’de 369 bin 366 Çinliyi öldüren Japon İmparatorluk ordusu,731. birlikte geliştirilen ilk biyolojik silahını,1939 yılında Sovyetler’in Nomonhan şehir suyu şebekesini tifo mikrobuyla kirleterek kullandı. İzleyen yıllarda on binlerce vebalı fare,Ishii Shiro’nun geliştirdiği özel bombalar içinde Çin’in değişik bölgelerine paraşütlerle bırakıldı,hastalık taşıyan pirelerle bulaşık pirinç ve buğday serpildi.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">731. birlik sadece biyolojik silah geliştirmekle kalmadı,veba,antraks,kolera,difteri, dizanteri,frengi,sarılık,menenjit ve bilinen daha pek çok bulaşıcı hastalığın organizmada yarattığı değişiklikleri de araştırdı. Tabii binlerce sağlam insanı hasta ederek.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Tanık ifadeleri 20 ila 40 yaşlarındaki çoğu Çinli savaş esirlerinin,komünizm sempatizanlarının ve sıradan suçluların,kitleler halinde Pingfang’a tren ye da uçakla getirildiğini gösteriyordu.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Kobay olarak kullanılan bu insanlardan bir bölümüne değişik hastalıklar bulaştırılmış,daha sonra sağlıklılarla aynı hücrede tutularak,her bir hastalığın bulaşma süreleri saptanmaya çalışılmıştı.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Mahkûmların bulunduğu mekânın hava basıncı yükseltilmiş,gözlerin ne zaman yuvalarından fırlayacağı araştırılmıştı. Açık arazide kazıklara bağlanan esirlerin üzerine veba etkeni Yrsinia pestis’in kültürleri ya da bu etkeni taşıyan pireler püskürtülerek,ne kadar zamanda,kaç kişinin öleceği belirlenmişti. Mahkûmların el ve ayakları dondurulduktan sonra,tedavi yöntemleri denenmişti.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Haborvsk mahkemesi tutanaklarında,hamile kadınlara dahi viviseksiyon uygulandığı,yani canlı bedenin gözlem amacıyla açıldığı da kayıtlıydı. Hatta 731. birliğe staj için gönderilen tıp fakültesi öğrencilerinin,apandisit,ampüsyon, trakeotomi gibi ameliyat tekniklerini,anestezi uygulanmamış savaş esiri ve mahkûmlarda deneyerek öğrendikleri de.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Savaşın hemen sonrasında ABD’nin Fort Detrick biyolojik silah araştırma laboratuarlarından bakteriyolog Murray Sanders,731. birlikle temas kurmak üzere Harbin’e gönderilmiş, Japonların insan deneyleriyle elde ettiği sonuçların, kendilerinin hayvan deneyleriyle elde ettiklerinden çok daha üstün olduğunu saptamıştı. Bu bilgi üzerine Amerikalılar,elde edilen sonuçların kendilerine teslimi karşılığında,başta Ishii Shiro olmak üzere üst düzey yetkililerin yargılanmayacağı garantisin, verdiler.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Gerçekten Ishii Shiro yargılanmadığı gibi,birlikte görev yaptığı bilinen pek çok doktor,savaştan sonra Japonya’ya dönerek muayenehaneler açtılar,hatta tıp fakültelerinde dekan oldular. 2005 yılı sonlarında arşiv taramalarında Amerikalıların 731.birlik komutanlarına para ödediği de açığa çıktı.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Çinliler Japon tarih kitaplarında 731. birliğe yer verilmemesini hep gündemde tuttular. Harbin’de bir de konu ile ilgili müze açtılar. Günümüzde bile zaman zaman görülen salgın hastalıklardan,Japonların burada ürettiği biyolojik silahları sorumlu tutuyorlar. Öte yandan Japonya uzun yıllar 731. birliğin varlığını dahi kabul etmedi. Ulusalcı Japon tarihçiler,biyolojik silah meselesinin,Çinliler tarafından uydurulmuş bir propaganda olduğunda ısrar etti. 2002 Ağustos’unda Tokyo Bölge Mahkemesi,birliğin biyolojik silah geliştirmek amacıyla kurulduğunu ve insanlar üzerinde deneyler yaptığını kabul etti,ancak Çin hükümetinin tazminat talebini reddetti.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">1989’da Japon sağlık bakanlığı,Tokyo’nun Toyama bölgesinde savaş sırasında askeri tıp fakültesi olarak kullanılan bazı binaları yeni bir merkez inşa etmek amacı ile yıkmaya başladı. Bu arada ortaya toplu bir mezar çıktı. Antropolog Hajime Sakura,kemiklerin Japon ırkından olmayan Asyalılara ait olduğunu, bildirdi. Kemikler Sağlık Bakanlığı tarafından mahkeme kararıyla yakılarak toplu bir mezara gömüldü. Böylece Çinli savaş esirlerinin akrabası olan ailelerin DNA testi yaptırabilme umudu da kalmadı.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu olaydan 17 yıl sonra,2006 Temmuz’unda,tıp fakültesinin Toyoma’daki lojmanlarında oturan 84 yaşındaki bir hemşire sessizliğini bozdu. Amerikalıların Tokyo’ya girdiği 15 Ağustos 1945 günü başhekimin emri üzerine,kendisinin de arasında bulunduğu tüm hastane personelinin formalin doldurulmuş havuzlarda yüzen cesetlerle,yüzlerce kavanozda korunan kemik ve organ parçalarını buraya gömdüklerini anlattı.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Batı’daki kitleler,731.birlikte yaşananları ilk kez 17 Mart 1995 günü New York Times gazetesinde Nicholas D. Kristof imzalı bir makaleden öğrendiler. Doktor Ishii Shiro emrinde çalışmış,yaşı 70’in üzerindeki bazı Japonların söylediklerine yer verilmişti.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">“ Otuz yaşlarında genç bir adamdı. Çıplaktı,masaya bağlanmıştı. Veba mikrobu bulaştırılanlardan biriydi. Hastalığın iç organlardaki etkilerini araştırıyorlar ve anestezinin bulguları etkileyebileceğini düşünüyorlardı. Elime bıçağı aldığımda bağırmaya başladı. Göğsünden başlayarak midesine kadar açtım. Korkunç sesler çıkarıyordu,yüzü acıdan şekil değiştirmişti. Nihayet sustu. Cerrahlar için bu gündelik bir işti. Ancak beni gerçekten çok etkiledi,çünkü ilk kez yapıyordum.”</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu bölüm 29 Ekim 2006 Hürriyet Pazar eki Sevil Atasoy imzalı haberden alıntıdır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Ezberiniz bozuldu mu ? Bozulmuştur ihtimal ! Siz bu işleri bir tek Almanlar yaptı ya da onlar başlattı biliyordunuz muhtemelen. ! Ve bu dünyada Yahudilerden başka kobay olmuş toplum yok biliyordunuz. Asya’da Hiroşima Nagazaki ve Kamboçya’da ki Pol Pot rejimi dışında bir toplu kıyam acısı yaşandığı ihtimali de pek aklınıza gelmiyordu belki ! Japonya’yı emperyalizme bayağı bir sıvanmış ama son tahlilde başaramamış bir ülke değil de başına atom bombası yemiş mazlum ülke sayıyordunuz. Ama gerçekler öyle işlemiyor ve gerçekten mazlum olanın katli popüler olmayı bile beceremiyor. Ta ki güçlenip neredeyse süper güç oluncaya kadar ! O vakit birileri bir şeyleri itiraf etmek zorunda kalabiliyor. Katlolunca bile reklâmını iyi yapacaksın işin ki akabinde rantını yiyebilesin. Yoksa ağıtın bile evin kapısından dışarı varmaz.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Muhakkak ki burada Hiroşima ve Nagazaki ya da Yahudi katliamlarını hafife almak gibi bir tavrımız söz konusu olmaz. Hele onlarda hak ettiler gibi bir düşünce aklımızdan geçse kendimize düşman kesiliriz. Lakin bazı katliamların katliamdan sayılması,bazılarının adının bile anılmaması çok kabul edilebilecek bir hal değil. Sizden bize gelirse yaygara bizden size gelirse palavra politikası da hoş görülecek bir durum değil bizim için.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bunların işin sadece bir kısmı olduğunu,işgal sırasında bunu yapanın daha neler yapabileceğini düşünürseniz,Bruce Lee’nin sanal âlemde üç beş Japon’u yere sermesini ve yumruğunun aşırı öfkesini tasvip etmeseniz bile en azından anlamaya çalışacaksınızdır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">&nbsp;</font></span></p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>17 Jan 2008 21:19:15 GMT</pubDate>
		<guid>http://fistoffury.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006228681</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>Meyerhold (Halit  Karaata)</dc:creator>
		<title>Ejdere Giri&#351; ve &#214;l&#252;m Oyunu</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://fistoffury.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006140619</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/61/40/5000000006140619.gif" align='right' border='0'> <p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>EJDERE GİRİŞ ( ENTER THE DRAGON )İN İRDELENMESİ</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Hong Kong yakınlarında özel üs haline getirilmiş bir adada yaşayan zengin ve tekinsiz bir adam vardır. Hong Kong emniyet güçlerince eroin kaçakçısı olduğundan şüphelenilmektedir. Bu baş kötü bu kez bir Asyalıdır. Dahası Çinlidir. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu arada Hong Kongda ortadan sürekli genç kızlar kaybolmaktadır. Kızların cesetleri bir süre sonra Hong Kong sahillerine vurmuş olarak bulunmaktadır. Kızların adaya kaçırılıp orada öldürüldükleri konusunda rivayetler vardır. Adada illegal bir şeyler döndüğü herkesçe bilinmekteyse de kesin deliller yoktur. Bu yüzden de polis özel mülk olan adaya müdahale edememektedir. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Tekinsiz ada sahibinin aynı zamanda adada özel bir dövüşçü ordusu vardır ve her sene de dünyanın her tarafından iyi dövüşçüler çağırıp kendi dövüşçüleri ve onlar arasında dövüş turnuvası <span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>( Kumite ) düzenlemek gibi bir gelenek oluşturmuştur. Aslında bu turnuva bir araç olarak kullanılmaktadır adanın sahibi tarafından. Asıl amaç dünyanın çeşitli yerlerinden gelen bu dövüşçüleri ikna edip eroin taşıyıcı bir kurye haline getirmek ve malı dünyanın her tarafına yaymaktır. Bunu kabul etmeyenler de adadan ancak dört kolluyla ayrılabilmektedirler ! </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee Hong Kongda bir Shaolin okulunda hocalık yapıp kendi felsefesi doğrultusunda öğrenciler yetiştirmekte olan ünlü bir felsefe ve dövüş ustasıdır. Adada yapılan Kumite dövüşlerine felsefe üstadı olması yönüyle değilse de dövüş ustası yönüyle katılabilmek açısından ehliyete haizdir yani. Bu uygun durumu nedeniyle Lee Hong Kong gizli polis teşkilatı tarafından adaya dövüşçü olarak gidip oradan bilgi alması konusunda ikna edilip görevlendirilir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu ikna ve görevlendirme sırasında kayda değer sahneler izleriz. Onlara değinmekte fayda var.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Hong Kong gizli polis şefi Lee ile görüşmek üzre Shaolin tapınağını ziyarete gelmiştir. Görüşülecek olan zat ( Lee ) güçlü bir rakiple müsabaka halindedir. Malumunuz müsabaka Leenin yengisiyle sonuçlanır ve müsabaka sonrası Shaolin tapınağının başrahibi ile Lee dövüş sanatı üzerine bir süre istişare eylerler. Enteresan bir istişaredir,metni şöyle oluşur.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- Hocam</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Rahip- Görüyorum ki yeteneğiniz yalnız fiziksel seviyenin üzerinde değil. Becerileriniz ruhsal kavrayışın doruklarında. Birkaç sorum var. Başarmak isteyeceğiniz en iyi teknik nedir ?</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- Bir tekniğe bağlı olmamak.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Rahip- Çok iyi Rakiplerinizle karşılaştığınızda düşünceleriniz nedir ?</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- Rakip yoktur.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Rahip- Neden öyle ?</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- Çünkü ben diye bir kelime yoktur.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Rahip- Devam edin.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- İyi bir dövüş küçük bir oyun gibi olmalı,fakat ciddiye alınmalı. İyi bir savaşçı gergin olmamalı fakat hazır olmalıdır. Düşünce yok,hayal yok. Ne gelirse hazır olunmalı. Rakip ilerlerse ben çekilirim. O çekildikçe ben ilerlerim. Fırsat olduğunda,vurmam,kendiliğinden olur.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Rahip- Şimdi hatırlamalısın. Düşman gerçek hareketlerini ilizyonlar arasına gizler. Yanılgıları yok edersen düşmanı yenersin. Bildiğin tek vuruş güçlü bir silahtır,ve yeminlerini tutmayan savaşçılar tarafından kolaylıkla suiistimal edilir. Yüzyıllardır Shaolin tapınağının gizi muhafaza edilir. Hatırla Kardeşliğimizin onuru korunacaktır. Bana Shaolinin emrini söyle.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- savaşçı kendi sorumluluğunu almak zorundadır. Ve yaptığının sorumluluğunu almak zorundadır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Rahip- Söylemekten üzüntü duyuyorum. Shaolin adamları arasında bilgi ve tecrübesini kendi çıkarlarına kullanan biri var. Kutsal saydığımız her şeyi saptıran. Adı Han. Tüm inancımıza rağmen Shaolin tapınağını küçük düşürmektedir. Senin yapacağın onurumuzu korumaktır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Metin iki açıdan önem taşır. Öncelikle Doğu felsefesinin özünü içerir,onun propagandasını yapar. Her şeyini plan program belirleme üzerine yaslamış Batıcı rasyonalizmle bir nevi dalgasını geçer. İkinci olarak da öğretiye ihanetin,somut işbirlikçilik kadar affedilmez bir durum olduğuna işaret eder. Yönteme ihanet etmek topluma ihanet etmektir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Başrahiple Leenin görüşmesi sonlanınca,sırada bekleyen gizli polis şefi Lee ile görev teklifi maksatlı görüşmek üzere bir masaya oturur. Tam o esnada Leenin öğrencilerinden biri yanlarına yanaşır. Lee misafirden izin ister ve onunla küçük bir öğreti-sohbet gerçekleştirir. Burada geçen konuşma da kayda değerdir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- Bana tekme at.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- Bu neydi ? Gösteri mi ?</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- Duygusal olarak yoğunlaşman lazım. Bir daha dene.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- Duygusal olarak yoğunlaşma dedim. Öfke demedim. Şimdi kendini verip bir daha dene.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- İşte böyle. Neler hissettin.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Öğrenci- Bir düşüneyim.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- Düşünme ! Hisset. Sana ayı işaret eden bir parmak gibi. Parmağa takılıp kalma,yoksa o yüce duyguyu kaçırırsın. Anladın mı ?</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee- Gözlerini asla karşındakinden ayırma. Selam verirken bile.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu diyaloglarla başlanmasından anlaşılan odur ki Lee zamana bağlı olarak başlangıçtaki aşırı sert tavrından bir nebze daha yumuşama göstermiş ve işin özüne,kadim olana evrensel olana doğru biraz daha yönlenmeye meyillenmiştir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Nihayet görüşme başlar. Lakin Leenin geleneksel kostümler içinde başladığı bu görüşme orada bitmemiş olacak ki,gizli polis şefinin bürosunda devam ettiğini görürüz. Bu mekânda ise Lee Takım elbise kravat bir kostüm içerisindedir. O ana kadar hiçbir filminde bu modern giysiyi kuşanmamış,dahası genellikle onu küçümser hareketler sergilemiş olan Lee adına bir ilktir bu. Artık Lee bunu gönüllü mü benimseniştir,yoksa Warner Brossun ıslah planının bir parçasına zorunlu itaat mi etmiştir bilemeyiz. Bildiğimiz,bu filmin tüm çekimi boyunca,çekilen her sahnenin ekiple Lee arasında takışma konusu olduğu ve uzun tartışmalara yol açtığıdır. Yine de bu takım elbise kravatlı görüntünün daha önceki filmlerindeki söylemleriyle göndermeleriyle çeliştiğini kolayca söylemek mümkün. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee için masum kızların öldürülüp durmasına ve eroin illetine karşı yapılan bir operasyon olması zaten görevi kabul etmek için yeter sebeptir. Bunu yapanın Shaolin öğretisine ihanet etmiş eski bir rahip olması kabul işine tuz biber ekmektedir. Bununla birlikte Leenin görevi kabul ettikten sonra bir dostundan öğreneceği özel bir hesabı da çıkacaktır adadakilerle. Birkaç yıl önce beş on serseri kız kardeşine tecavüz etmek maksadıyla onu kaçırmaya kalkmış, kız sıkıştırılıp çaresiz kalınca kendini öldürmek zorunda kalmıştır. Lee bu tecavüzcülerin adada yaşadıklarını ve ada sahibinin adamları olduğunu gelen teklifle aynı günlerde öğrenmiştir ve bu yüzden adaya gidip hesap görmek için artık can atmaktadır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu filmde belli ki senaryo açısından Leenin emperyalizme karşı öfkesi kontrol altına alınmıştır. Ancak benim açımdan Lee bu kısıtlamayı yeraltına inerek aşar. Çünkü bu filmde Lee tavrını sürdürmek için belirgin simgelere ya da açık anlatımlara değil metaforlara yüklenir. Açıktan ise bu kez de karşısına yine bir Anglo Sakson alır. Bu adam onun geçmişte kız kardeşinin ölümüne neden olmuş olan adamdır. Kız kardeşine tecavüze yeltenen beş on kişilik Çinli serseri çetesinin lideri olan bu adam aynı zamanda adadaki baş kötünün has dövüşçüsüdür. Lee elbette turnuva esnasında onu karşısına alıp biletini fena halde kesecektir. Dolayısıyla perde de bir beyaz daha öldürme suçu işleyecektir. Ama bu kez bu beyaz adamı karşısına alma işi biraz yumuşatılmıştır. Daha doğrusu dengelenmiştir diyelim. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Çünkü filme Leeye yandaş, iyilerin safında bir Anglo Sakson Amerikalı da yerleştirilmiştir ( John Saxsonun oynadığı karakter. ) .<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Bununla birlikte bir de Amerikalı siyah adam. Aynı nedenlerle olmasa bile filmde üçü birlikte kötüye ya da kötülüğe karşı dövüşürler. ( Diğerlerinin nedeni, eroin satmayı kabul etmemelerinden dolayı ölümle tehdit edilmiş olmalarıdır. İdealist kahraman kategorisine girmemelerine rağmen,bu reddediş nedeniyle iyi adamlar kategorisine girerler. ) Belki Lee bu yolla Amerikadaki Anglo Sakson ve Afro Amerikan dostlarının öğrencilerinin bir manada Way of the Dragonda kırdığı gönüllerini almaktadır. Belki de alması kendisine zorla senarist ve yapımcılarca dayatılmaktadır ! <span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>Yine de filmi seyreden herkes Leenin filmdeki bu iki karaktere pek fazla yüz vermediğini, can ciğer davranmadığını sezecektir. Zannımca bu tavrın asıl senaryo ya da rol yorumuyla pek alakası da yoktur.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Senaryo ile alakası yok derken,ideal,anlaşma yapılmış senaryodan bahsediyorum. Aslında senaryonun da yönetmenliğin de yine bu filmde de bir taraftan Leenin hâkimiyeti, ya da en azından etkisi altında olduğunu söyleyelim. Her ne kadar fragmanlarda senarist ve yönetmen isimleri Way of Dragonda olduğu gibi Bruce Lee olarak geçmese de, başka isimler altında olsa da, bize göre bu bahislerde kontrol yine ona aittir. Durumu tam olarak belirleyemese de, kontrolünden çıkmasına izin vermemiştir.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Bu konuda delil var mıdır ? Vardır ! O delil Lee ile ilgili bir belgeselde şöyle ayan olmaktadır. Filmin yapımcısı kendisiyle yapılan röportajda demektedir ki, Filmin çekimleri sırasında birgün Lee,bir TIRla çekim alanına çıka geldi. Ve TIRdan sekizbin ayna indirtti. Hepimiz şaşırıp kaldık. Sonra bu aynalarla bir set hazırlattı. Bu aynaların filmin içinde ne işlevi olduğundan birazdan bahsedeceğiz. Ama burada şunu söyleyelim. Bir filmde salt oyuncu kimliği taşıyan biri,yapımcı yönetmen ve senaristten habersiz nasıl böyle bir eylemde bulunur ?</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu filmde Leenin Batılılara karşı olan kabadayı tavrı her ne kadar bahsettiğimiz bazı unsurlarla dengelenip yumuşatılmışsa da,Amerikan şirketi tarafından çekilen bir filmde,bir Çinlinin esas oğlan olup,beyaz kahramanları ikinci adam konumuna düşürmesiyle,sanırım bir ilki oluşturur. Salt bu bile eminim bazıları için pek kolay kabul edilir bir şey olmamıştır o zamanlar için. Ancak ıslah etmenin başlangıç adımı olarak bu taviz taktik açıdan bazıları için kabul edilir bulunmuştur besbelli.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu filmde,mezarlık sahnesinde süpürülen sonbahar yaprakları ( Ki Leenin her filminde mutlak mezarlık sahnesi vardır ). Sürekli kullanılan içi dolu kuş kafesleri,iyilerin siyah kötülerin beyaz giyinmesi gibi metaforların vurgulanarak kullanımı dikkat çekicidir. Bu mezarlık metaforu ve siyah beyaz zıtlığı sanırım Lee için çok önemlidir. İlk filmi mezarlıkta başlar. İkinci film mezarlıkta biter. Üçüncü filmde yine,bu kez en başta değilse de başlarda mezarlık sahnesi mevcuttur. <span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>Ve yine siyah beyaz zıtlığı,ısrarla vurgulanır. İlk filmde Leenin aykırılığını vurgulamak için kullanılırken,bu filmde siyah iyilerin,beyaz kötülerin simgesi olarak kullanılmaktadır. Klasik Batı simge teamüllerin tersine.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu metaforların Uzakdoğu felsefesinde,ve bu felsefeyle yakın ilgisi olan Leede mutlak ki ciddi karşılıkları mevcuttur. Ve aynı metaforların Batıdaki karşılıklarıyla aynı anlamları içermemektedir. Bunları bire bir açıklamak bizim için şu an aşırı ayrıntıya gitmek olur. Buna rağmen ortalıkta mevzu olsun,estetik olsun diye dolaşmadıkları,özellikle anlatım yöntemi olarak kullanıldıklarını kabaca belirtmek gereklidir. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">İster biz de karşılığı olsun,ister olmasın,bu filmde buna benzer metaforlara sıkça yüklenilir. Ama asıl büyük ve dikkat çekici metafor final sahnesindedir. Ve biz de bunun neyse ki açık bir karşılığı söz konusu. Bahsedeceğiz.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Dünyanın her tarafından dövüşçüler esrarengiz adaya gelir. Ve görkemli bir davet verilerek karşılanırlar. Yemek içmek,kadınlar her şey emirlerine amadedir. Bunlar arasında iki marjinal tip vardır, ve ikisi de Amerikalıdır.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Anglo Sakson olan, uçan kuşa, bu arada tehlikeli ağır abilere de borçlanmış buna rağmen elitliğini ve soğukkanlılığını hiç bozmayan bir adamdır. Adaya maddi nedenlerle vasıl olmuştur. Turnuvayı kazanıp büyük ödülü almak ve ağır abilere borcunu ödemek tek amacıdır. Siyah Amerikalı adam kendisini aşağılayan Amerikalı iki beyaz polisi pataklayıp suçlu duruma düşmüş ve hapse girmek yerine ülkeyi terk etmeyi tercih etmiştir. Emir almaktan hiç hoşlanmayan pervasız bir karakterdir. Adaya geliş amacı yeni bir hayata başlamak için turnuvayı kazanıp büyük ödülü almaktır. Yani Lee gibi ulvi bir amacın peşinde değildirler, bireysel kurtuluş peşinde olan kaybedenler sülalesinden kişilerdir. Ve birbirlerini Amerikadan tanımakta olan iki eski dostturlar.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Maçlar başlar. Elenenler elenir ve refüze edilir. Patron sağ kalanlara eroin pazarlamacılığı teklifini sunar,reddedenler aradan çıkartılır. Bu ret cevabı verip aradan çıkarılanlar arasında Siyah Amerikalı da yerini alır. Onun bu akıbetine şahit olan Anglo Sakson Amerikalı içten içe eski dostunun ölümüne öfkelenmesine rağmen soğukkanlılığını koruyarak teklifi reddetmez. Ancak kabul de etmeyecektir. Kendisine düşünme süresi verilmesini talep ederek bir çıkış bulana kadar durumu ertelemeyi tercih eder. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu arada Lee adada araştırma operasyonlarına kendince başlamıştır. Gece dinlenme saatlerinde odalardan misafirlerin izinsiz ayrılması kesinlikle yasak olmasına rağmen odasından firar etmekte ve ortalığı kolaçan etmektedir. Bu keşif gezilerinde eroin ve insan ticaretine dair eylemlere şahit olmayı da başaracaktır. Şimdi yapılacak iş alarm durumunda bekleyen emniyet güçlerine haber uçurup onların adaya baskın yapmasını sağlamak ve görevi sonlandırmaktır artık. Bunun için adada ki tek ve kötülerin elinde olan telsizi ele geçirmek zorundadır. Bu maksatla gece operasyonu düzenlediği sırada tuzağa düşüp yakalanır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Elbet cezası ölüm olacaktır. Lakin adanın sahibi zevk sahibi bir adamdır. Sıradan bir ölümü sıra dışı adamlara layık görmemek gibi bir takıntısı mevcuttur. Lee ile birlikte kendisine yapılan teklifi kabul etmeyi sürekli erteleyen John Saxsonu da öldürmeyi kafasında netleştirmiş olan ada sahibi, bunun için dövüş alanını tercih etmiştir. Ancak bu plan tutmaz. İki usta dövüşçü dövüş alanında kendilerine kurulmuş tuzakları ustaca alt edip sağ kalmayı başarırlar. Bunun üzerine patron kalabalık fedai ordusuna ölüm emrini verir. Artık işin zevkinde filan değildir. Yüzlerce fedai iki adama saldırırlar. Ne denli yiğit olsalar durum umutsuz görünmektedir. Derken beklenmedik ( Aslında bu tür filmler için beklendik. ! ) bir şey olur. Adada üretilen eroinin kalitesi üzerlerinde denenen, bu maksatla kaçırılıp adada hapsolunmuş yüzlerce umutsuz mahkûm dövüş alanına dalıverirler. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Adadaki melanet çetesinin içine Leeden önce polis tarafından sızdırılabilmiş ve deşifre olmamayı başarmış olan kadın polis ( Baş kötünün maharetli kadın fedailerinden biridir görünüşte ) tüm fedailerin dövüş alanına yoğunlaşmasını fırsat bilip mahkûmları hücrelerinden salıvermeyi başarmıştır. Bu sayede dengeler değişikliğe uğrar. Yüzlerce umutsuz adam kendilerine yıllardır zulmeden zalimlere kaplan gibi dalmışlar ve ortalığı kıyam meydanına dönüştürmüşlerdir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Durumun sarpa sardığını anlayan baş kötü sıvışmanın zamanı geldiğine vakıf olarak alandan ayrılmaya davranır. Bu Leenin gözünden kaçmayacaktır malumunuz ! Baş iyi baş kötünün düşer peşine !</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Gelelim bir klasik olan final sahnesine ! Final sahnesi çekimlerinde ise Lee sete daha önce de değindiğimiz gibi,8.000 ayna getirterek herkesi şaşırtır. Filmin final sahnesini bu aynaları kullanarak tamamen kendisi dizayn eder. Aynalar ince hesaplarla yerleştirilerek aynalı bir tuzak odası dizayn edilir. Bu eylem için Lee için yapılan belgeselde yapımcı zat, Lee dövüş sahnelerinde her açıdan görünmek için yaptırdı bu dizaynı. gibi sakil bir izahta bulunsa da,bu beyan sadece onun yapılan işi pek anlamadığının ya da anlamak istemediğinin göstergesidir. Leenin maksadı bizce bu açıklamaya pek tekabül etmez.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Filmin finali tüm destansı anlatımlı filmlerde olduğu gibi kahramanın baş kötüyle teke tek kapışmasını içerecektir. Kötünün yardımcıları halledildikten sonra baş kötüyle,baş iyinin kapışması başlar. Mekân köşkün içidir. Baş kötünün silah koleksiyonu odasındayızdır. Baş kötü daha önce bir olayda kesilmiş elinin yerine protez kesici silahlar yerleştiren bir adamdır. Önce bu takma el silahla mücadele eder. Fakat başkalarını harcamakta pek mahir olan bu el,Leeye pek tesir etmez. Bunun üzerine koleksiyon odasındaki göstermelik tüm silahlar sırayla kapışmanın gündemine baş kötü tarafından sokulur. Bunlar da pek verimli olmayacaktır. Son çare kapılan bir mızraktır koleksiyondan. Baş kötü Leeye mızrağı fırlatır. Mızrak çevik bir feykle boşa gidip karşı duvardaki çizili ejder figürüne saplanır. Ejder figürünün bulunduğu duvar aynı zamanda tuzak odasına açılan gizli döner bir kapıdır. Dövüşte son çareyi de kullanıp deva bulamayan ve darda kalan baş kötü bu gizli kapıdan tuzak odasına kaçar. Leede temkinli bir halde arkasından gider.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Oda sıradan bir mekân değildir. Odada binlerce aynadan oluşan bir sistematik tuzak kuruludur. Baş kötü bir yerde durmakta görüntüsü bu binlerce aynadan aynı anda yansımaktadır. Dolayısıyla kötü her yerde aynı anda görünmekte gerçek yeri tespit edilememektedir. Lee şaşırmıştır, baş kötünün gerçek yerini bir türlü tespit edememekte ve kontrolsüz öfkesi nedeniyle sürekli yara almaktadır. Aynadaki yalan görüntülerden birine hamle yapmak için harekete geçtiğinde, arkasına düşen gerçek düşman sırtına darbeyi indirmektedir. Lee bakar bu iş böyle öfke feveranla olmayacak. Kendini toparlar. Önce aynaları teker teker kırmaya başlayarak yanılgı olasılıklarını azaltır. Ardından konsantrasyonunu sağlar, ve düşmanının gerçek yerini kestirir. Ardından bitirici nihai vuruşunu yapar. Baş kötü az önce fırlattığı ve uç kısmı aynalı odaya geçmiş olan duvardaki mızrağa sırt üstü geçer ve can verir. Mücadele bitmiştir. Bu Uzakdoğu düşüncesinde önemli bir metafor olan ayna vasıtasıyla yapılmış felsefi bir anlatımdır. Açıkçası unutulmaz ve eşsiz bir sahnedir. Şöyle tercüme edilebilir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Kötü olan bizimle her türlü silahı denemesine rağmen açık alanda üstünlük sağlayamadığı takdirde, bizi hilenin, tuzağın içine çekecektir. Bu tuzağın içeriği şöyledir. Burada kötülük bizlere binlerce yanılsama yaratarak görünür. Bu binlerce yanılsamanın içerisinde asıl kötünün bir gerçek görüntüsü vardır. Maharet binlerce yanılsamanın içerisinde asıl gerçeğin yerini tespit edebilmektir. Yoksa yanılsamalara yaptığımız her hamle hem bizi yorup enerjimizi azaltacak,hem de sürekli yaralar almamıza neden olacaktır. İlk yapılması gereken yanılsama olasılıklarını mümkün olduğu kadar aza indirmek,daha sonra azalan bu olasılıklar arasında konsantrasyonu toplayıp gerçekliği tespit etmek,ve nihai hamleyi ona yapmaktır. Yoksa yanılsamaların içerisinde yitip gidilecektir. Ve eğer bunu yapabilirsek,bir başka bir zaman ve mekânda bizi yok etmek için üzerimize gönderilen düşmanın kendi silahı,başka bir zaman ve mekânda onun kendi yok oluşuna neden olacaktır. Bize savrulan mızrak zamandaki yolculuğunu ancak böylelikle tamamlayacaktır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu söylem ve bu sahne birer manifestodur. Kötüye karşı mücadelenin manifestosu. Anlaşılacağı üzere Lee yalnızca iyi bir sporcu değil,aynı zamanda da iyi bir felsefecidir de. Ve meydan okuyuşuna da daha simgesel bir anlatıma yüklenerek devam etmektedir. Mukavelesi ellerini bağlayınca kendi gözündeki kötüyü somut biçimde göstermekten alıkonan Lee bunu soyut bir anlatımla aşmaya yönelmiştir. Kötünün kim olduğunu açıkça söyleyememiştir ama en azından onun özelliklerini ve defterini dürme yöntemini ustaca ortaya koymayı başarabilmiştir. Kendi gerçek yerini gizlemek için bize binlerce sahte yanılsama gösterenin kim olduğunu anlayan anlayacaktır artık !</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Leenin bu filmin çekimi esnasında Warner Bross elemanlarıyla her gün çatıştığı hakkında hazırlanan belgeselde şahitlerin beyanıyla aşikârdır. Lakin neden olarak sanatçı kaprisi olduğu ima edilmektedir. Aynı belgeselde yapımcının bu kadar açık bir anlatım sahnesi olmasına,aynaların bu anlatımın işlevselliğinde kullanılmasına rağmen Lee aynaları her hareketi her açıdan görünsün diye getirdi demesi gibi. Ben ise onlar gibi düşünmekteyim kendi kavlimce. Bu beyanların Leeyi küçültmek maksadıyla,bir tür rövanş maksadıyla verildiğini düşünmekteyim. Kanaatim odur ki,bahsi geçen bu dalaşmalar sanatçı kaprisine dair değil senaryonun belirlenmesine dairdir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee bu filmin yapımından sonra Amerikaya dönecektir. Dostlarının ifadesine göre,bu dönen Lee artık eski Lee değildir. Sinirlidir,kibirlidir,hırçındır,saldırgandır, etrafındakileri küçümseyici bir tavır içindedir. Neden böyle olduğu konusunda net bir beyanda bulunmazlar. Kimi sözü kıyıdan narsizme getirir,kimi çok çalışıp yorulmasına,kimi yaşlanma korkusuna. Önüne gelenin kendisine meydan okumasına ve düelloya davet etmesine dayanamayıp sinirlerinin yıpranmasına bağlayanlar da çıkacaktır. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Burası aslında enteresandır. Sinir bozukluğu açısından asal değilse de yan bir gerekçe olmaya namzettir. Lee gerçek yaşamında hakikaten böyle bir sorunla karşılaşmıştır. Kendini dövüşçü belleyen her fert karşılaştığı yerde onunla gerçek manada dövüşmek için meydan okumaya başlamıştır. Leenin bu davetlerin bazılarına icabet ettiğini,bazılarını ise ikna edip geri gönderdiğini belgeselinden öğreniriz. İş o hale gelmiştir ki hatta,bu düello heveslilerden biri evinde karısı ve çocuklarıyla ikamet halindeyken kapısına dayanmaya kadar vardırmıştır işi. Lee bu davranış karşısında çılgına dönmüş,kapının önüne çıkıp adamı eşek sudan gelene kadar dövmüştür. Bu kadarı da olmaz ! demiştir Lee. İnsan ailesiyle birlikteyken bu yapılmaz ! </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bahsi geçen bu haller Leenin tarif edilen durumunda etken olmuş olabilir belki. Ama ben belirleyici olanın bunlar olduğunu sanmam kendi adıma. Sonuçta Lee ruh disiplini bahsinde kendini geliştirmiş bir kimliktir. Onu bu denli yıpratan daha ciddi nedenler olmalıdır. Aşağıda bahsi geçecek türden nedenler. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">NOT_ Filme Dair Fotoğraflar Ejdere Giriş Fotoğraf Albümünde Mevcuttur</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>SON FİLM ÖLÜM OYUNU ( DEAD GAME )</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Islah olmaya pek niyeti olmadığı anlaşılan Lee bir film daha yapmaya başlar. Bu filmin adı Ölüm Oyunu dur. Bu filmin yarısı tamamlanmıştır ki,Lee esrarengiz bir şekilde ölür. Ölüm nedenini daha önce iki bine yakın otopsi gerçekleştirmiş olup Leenin otopsisini de halleden bir İngiliz kuruluşu şöyle açıklar. Tam kestirilememekle beraber ilaca karşı alerji olduğu sanılmaktadır. Yalnız belirtmek isteriz ki,bu çok istisna olabilecek bir durumdur. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Şimdi size Bruce Leenin son filminden bahsedeyim de alerjinin asıl kim de oluştuğunu kestirin.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Ölüm Oyunu adlı bu filmden,ki biz de aynı adla gösterilmiş tek filmidir,nasıl bahsetsek bilemiyorum. Buna bir sinema filmidir demek pek doğru olmaz. Belgeseldir desem o da değil. Bir mesajdır diyelim. Pek bilinen bir espri vardır. Adam öldürülmüştür. Son nefeste kendi kanıyla katilin ismini yazar ya yere. İşte onun gibi bir şey !</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Bu film adeta Bruce Leenin kendi ölümünün senaryosudur. Bruceun yakın dostları onun son zamanlarda çok huzursuz bir adam haline geldiğine tanıklık etmiştir. İşte bu huzursuzluğunun nedenini teşhir edilir burada. Film Leenin sağlığında tamamlanamaz. Bazı sahneleri Lee tarafından ölümünden önce kotarılmıştır,kalan sahneler ise ona benzer bir oyuncu bulunarak ölümünden sonra karısı Linda ve dostları tarafından tamamlanır. Daha açıkçası Leenin tamamladığı sahneler sadece filmin final bölümüdür. Filmin baş kısmını Linda ve dostları çekecektir. Sonradan tamamlanan sahneler Leenin projesi dâhilinde midir,yoksa ölümünden sonra ölüm nedenine dair ipuçları vermek için mi kurgulanmıştır bir malumat edinemedim. Bunun filmde anlatılan şeyin içeriğini değiştirmek açısından bir anlamı da yoktur. Leenin sağlığında kendi başına gelenleri anlatmak adına böyle bir senaryo kurgusu yapmış olması,ya da ölümünden sonra karısının başa gelenleri anlatmaya karar vermesi,anlatılan şeyin gerçekliğini değiştirmeyecektir. Ana kurgunun bir mesaj niteliği taşıdığı açıktır. Filmin ya da yarı belgeselin konusundan bahsedelim.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Mekân Hong Kong. Bu kez perdede hayali bir kahraman yoktur. Dövüş filmleri çeken bir film yıldızı filmde başkarakterdir. Adı Bily Loudur. Yani Bruce Leenin kendisi. Ve filmde asıl ahir ömründe en yakın yoldaşı olan karısı da başarılı bir şarkıcı olan bir sevgiliyle simgelenir. Her ikisinin de başı beladadır. Bir mafyatik örgüt her iki başarılı sanatçıyı da kendileriyle kontrat imzalaması için tehdit etmektedir. Bu üst kadrosu beyaz adamlardan oluşan ancak fedaileri arasında yine hain Çinlilerin,Japonların ve siyah Amerikalıların olduğu bir teşkilattır. Sendika olarak isimlendirmektedirler kendilerini. İşin enteresan tarafı yine kendisini sendika diye tarif eden Hong Konglu Çinli bir mafyatik teşkilatla da işbirliği içerisindedirler. Bu teşkilat tüm büyük starları tehditlerle kendilerine bağlamakta ve onları kontrolleri altına almaktadır. Bahane onları korumaktır. Kabul edenlere özgürlüğüne karşılık paralı bir yaşam ödülü verilmekte,kabul etmeyenler ise önce tehdit edilmekte,sonra hırpalanmakta,yine kabul etmezlerse öldürülmektedir. Ve bu teşkilatın etki alanı Hong Kongla kısıtlı değildir. Uluslar arası çalışmaktadırlar. Teşkilat Londradaki ünlü bir starı da kendine bağlamaktadır,New Yorktaki starı da. Kaçış yoktur yani. Bu yüzden herkes teslim olmak zorunda kalmıştır. Olayı polise bildirmekte de bir mana yoktur. Polis bu teşkilata hiçbir yaptırımda bulunamamakta,ya da bulunmamaktadır. Bellidir ki bu teşkilat kanun koruyucunun üzerinde gücü olan bir teşkilattır. Bu hal filmde Bruce Leenin dostu olan bir gazeteci karakter tarafından açıkça vurgulanır. Gazeteci Leeye şöyle demektedir.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Herkesi kendilerine bağlıyorlar. Bu bağlanış önceleri cazip gelir bağlanana. Her işini onlar hallederler. Hiçbir işe elini sürmezsin. Cebinde de her zaman bir beş bin dolar bulundururlar. Ama bir süre sonra bunun bedelinin çok ağır olduğunu anlarsın. Özgürlüğün elinden alınmıştır. Bu olayı polise bildirmenin bir yararı olacağını da sanmıyorum. Dilersen seni koruyacak insanlar var. Onlara sığınabiliriz.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Ancak Lou,yani Lee ne bu tehdide,ne de bu iyi niyetli teklife boyun eğmez. Tehdide boyun eğmemesini anlarız. Ancak teklife boyun eğmemesi dikkate değerdir. Kendi ifadesiyle onun tek sahibi olduğu şey özgürlüğüdür,onu şu veya bu güç olsun,başkalarının eline teslim etmektense ölümü yeğleyecektir. Bu isyanı üzerine iki kez saldırıya uğrar ve tartaklanır. Böylece biz bu pervasız adamın ilk kez beyaz perdede dayak yediğini görürüz. Dayak yiyen Bruce Lee değildir aslında. Onun ölümünden sonra filmi tamamlamak için seçilen benzeri oyuncudur. <span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>Yine de belli ki durumun ciddiyetine işaret edilmektedir. Bu uğurda Leenin sinema perdesinde ilk kez hırpalanma sahnelerinin çekilmesi,onun karizmasını yıpranması göze alınarak koyulmuştur.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Lee bu saldırılara rağmen direnir sevgilisiyle birlikte. Bunun üzerine iki kez film setinde çekimler esnasında suikasta uğrar. Bu suikastlardan özellikle bahsetmekte yarar var.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Film içine film çekimleri yerleştirilmiştir. Leenin eski çektiği filmlerin çekim aşamaları yani. Ve Leeye yöneltilen bu iki suikast bu çekimler esnasında gerçekleşir. Leenin çektiği eski filmler için tehditler aldığı böylece açıkça ima edilmektedir. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Birinci suikastta çekim sırasında başına dev bir ışık spotu düşürülür,son anda kenara çekilerek kurtulur Lee. İkinci suikast ise başarılı olur. Bu suikast şöyle gerçekleşir. Leeye kalabalık bir figürasyon gurubu tarafından ateş edilecektir. Silahlar elbet kuru sıkıdır. Ancak kalabalığın arasına Leenin teslim olmayacağını anlayıp kalemini kırmış,fermanını yazmış mafya,kendi adamlarından birini yerleştirmiştir. Onun silahında ise gerçek mermi vardır.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Çekim sırasında silahlar ateşlenir,herkesin şaşkın bakışları arasında Lee yüzünden vurularak kanlar içinde yere serilir.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Bilin bakalım bu suikastlar esnasında hangi sahnelerin çekimleri yapılmaktadır ? Daha doğrusu filmin içindeki bu suikast sahnelerinin düzenleneceği yerler olarak hangi çekim esnaları seçilmiştir eski filmlerinden. Bu sayede benim paranoya içinde olmadığımı da anlarsınız. Birinci suikastın gerçekleştiği sahnede Leenin Ejderin Yolu filminde Amerikalıyı Roma arenasında yendiği sahnenin çekimleri yapılmaktadır. Lee Amerikalı Coltu yere serer sermez başına yukarıdan dev bir spot düşürülür. Lee yana çekilerek kurtulur bu suikast teşebbüsünden. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">İkinci suikastta Leenin Öfke Yumruğunda okuldan teslim olmak için çıktığı ve uluslar arası işgalci topluluğunun üzerine sıçradığı final sahnesinin çekimi yapılmaktadır. Yani Lee emperyalistlerin üzerine sıçrarken havada vurulur. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Ölüm Oyunu filminin içerisinde her ne kadar daha çok çetenin parasal menfaat peşinde tehditler savurduğu işleniyorsa da,her ne kadar Leenin sadece özgürlüğünü vermek istemediğini vurgularken bu tam açılmıyorsa da,bu açılım kendisine suikast tertiplendiği anların hangi sahne çekimlerine rast geldiğini göstererek yapılan asıl baskının ne olduğunu böylece anlatılmaktadır. İma açıktır ki ondan asıl talep edilen emperyalizme kafa tutan işler yapmamasıdır,ana konu para değildir.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">İddia ediyorum ki,emperyalizme bu kadar açık dolaysız saldırı yapılmış,ve bir adamın ,beni öldürüyorlar,nedeni de budur,diye bu kadar açık feryat ettiği filmler sinema tarihinde yoktur. Varsa da ben bilmiyorum,ya da şimdi aklıma gelmiyor. Ancak daha önce de dediğim gibi yerel düzeyde kalmış filmlerden bahsetmiyorum. Uluslararası kabul görmüş olanları konu ediniyorum. Ama böyle, Hepiniz bilin ki ben bir Ölüm Oyunu oynuyorum. Sonunu da görüyorum. Beni öldürecekler. ,ya da senaryo ölümünden sonra o yöne çevrilmişse öldürdüler <span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>temalı filmi yerel düzeyde de hatırlamıyorum. Ve yine iddia ediyorum ,Amerikayı bu kadar net karşısına almış,ona bu kadar net meydan okumuş film yine yoktur. İngiltereye karşı vardır mesela. Ancak İngiliz emperyalizminin gerilemesinden,gücünü yitirmesinden sonra çekilmiştir tümü. Ama emperyalist bir güç. Henüz daha iktidarda ve güçlüyken. Hiç kimse ona bu denli açık saldırı tertiplememiştir. Lee tahminim bunun cevapsız kalmayacağını biliyordu. Öldürüleceğini de. Buna rağmen vaz geçmemiş ve son filminde de bu gerçeğe kafa tutmuştur. Lee resmen başına gelecekleri göze almış ve bir anlamda özgürlüğünü teslim etmek yerine bilerek ölmüştür.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Film şöyle devam eder. Lee yaralı olarak hastaneye kaldırılır gazeteci dostu vasıtasıyla. Ölmeyecektir ancak yüzü kötü yaralanmıştır. Hastanede güvenilir kişilerle bir plan yapılır. Hastaneden güvenilir yandaş doktorların işbirliği ile Leenin öldüğü haberi yayılacak ve gerçeğe uygun bir cenaze töreni düzenlenecektir. Bu sayede Çete Leenin öldüğünü var sayıp peşini bırakacaktır. Plan uygulanır,başarılı da olur. Cenaze töreni düzenlenir. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Yüz binlerin katıldığı bu cenazede tabutta Leenin bal mumundan bir heykeli yatmaktadır aslında( Film Leenin ölümünden sonra karısı ve yakın dostları tarafından tamamlığından bu görüntülerin bir kısmı Lee'nin gerçek cenazesinden alınmıştır.). </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Bu sırada estetik ameliyatlar sonucu Leenin yüzü tamir edilir. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Artık Leenin kimlik değiştirip ortadan kaybolarak peşindeki beladan kurtulması gerekmektedir. Ama o öyle yapmaz. Ölü sanılmasının verdiği avantajla çetenin ortadan kaldırılması için harekete geçer. Ve çete elemanlarının hepsini sırayla ortadan kaldırır. Lee olası ölümünden sonra ya da ölümünden sonra karısı ve dostları vasıtasıyla kendisiyle uğraşanları geri dönme varsayımını kullanarak yine tehdit etmektedir.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Bu filmde üç ciddi mecaz kullanır Lee. Bu onun aynalı oda örneğinde olduğu gibi soyut zekâsının bir kere daha ispatıdır. Karşımızda salt dövüş yetenekleri olan bir adamdan daha fazla bir şey olduğunu bir kez daha anlarız böylece.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Bunlardan birincisi filmin içerisinde konu bağlamak ya da bir olaya gerekçe sağlamak için kullanılmadığı son derece açık olan bir araba yolculuğu sahnesidir. Hong Kongda Çetenin başı,baş fedaisi ve birkaç koruma,altlarında son model bir arabayla karargâhlarına dönmektedirler. Sokaklardan geçerken birden yolları kesilir. Kalabalık bir topluluk yolu kesmiş ve bir tören düzenlemektedir. Çete elemanları geçmek için sabırsızlanırlar. Yan sokaklardan dolaşmayı filan düşünseler de,etrafları sarılmıştır gerçekleştiremezler. Bir ara arabayı kalabalığın üzerine sürmeyi bile düşünürler,fakat onu da göze alamazlar. Bunun üzerine çaresiz beklerken kendi aralarında bu törenin yapılmasının,ve insanların böyle şeylerle uğraşmasının lüzumsuzluğu,aptallığı konusunda eleştiriler yapıp töreni aşağılarlar. Buna rağmen çaresiz törenin bitmesini beklerler.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Nedir bu çetenin yolunu kesip onları geçişsiz kılan. Geleneksel bir Çin ritüeli olan Aslan Dansı gösterisi. Ve bu gösteriyi gerçekleştiren sıradan halk topluluğu. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Sokaktaki adam yani. Lee sanırım sona doğru başına gelenlerden feyiz alarak,bu işin bireysel kahramanlıkla olmayacağını ve kimin bu kudurmuşları durdurabileceğini kavradığını göstermektedir. Ya da bunu idrak eden ardında sağ bıraktığı dostlarıdır. Buna rağmen bireysel meydan okuyuşunu da çetenin hakkından gelerek yine de devam ettirir. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">İkinci mecaz,Leenin çetenin karargâh binasını bastığı final sahnesidir. Şöyle kurgulanmıştır. Lee alt kapıdan girer,birinci katta kendisini bekleyen bir fedai vardır. İkinci katta bir başkası,üçüncü katta aynı. Dördüncü katta şefin has adamı,son katta şef. Yani şefe ulaşmanın yolu,öncelikle alt katlardaki engelleri ortadan kaldırmaya bağlıdır. Lee yine yöntem göstermektedir. Baş kötüye ulaşmak için katlar teker teker aşılacaktır. Bu yöntemi gösterenin Leenin kendisi olduğundan eminiz. Çünkü bu sahnenin tamamı Leenin sağlığında çekilmiştir.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>Tahmin buyurun ilk katta onu kim beklemektedir ? Elbette kendi soyundan Çinli bir işbirlikçi. İlk haklanması gereken odur. Lee yine ilk halledilmesi gerekenin kendi içimizden çıkan işbirlikçiler olduğuna işaret etmektedir,diğer filmlerinde olduğu gibi. Ve bu işbirlikçi Leenin kullandığı silahın aynısıyla çıkmıştır karşısına. Leenin bütün dünyaya benimsettiği meşhur Nançuko suyla.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">İkinci katta yine bir Japon. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Üçüncü katta Amerikalı bir zenci. Leenin belli ki Amerikadaki siyahların beyazlar tarafından fedai olarak kullanıldığına dair bir görüşü vardır. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Dördüncü katta İngiliz Centilmeni kılıklı,elinde onlara has bir baston taşıyan bir beyaz adam. Ki bastonun içinden bıçak çıkmaktadır ve adam baş kötünün başyardımcısıdır. Centilmenlik simgesi bastonun içinden öldüren bir bıçak çıkması da manidardır. </span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Ve nihayet son katta büyük şef. Bay,Doktor London.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Üçüncü mecaz bu büyük şef nezdinde verilir. Lee herkesi haklayıp en üst kata vardıktan sonra büyük şefle karşılaşır. Bu büyük şef dövüş yeteneğine sahip biri değildir. Dolayısıyla da Lee ile final kavgasına tutuşmaz. Bunun yerine gerçek günümüz egemenleri gibi hileye başvurur. Burada da benim açımdan ilginç bir durum söz konusu. Leenin beş filminden üçünde baş kötüler Asyalı,ya da Doğulu karakterlerdir. Bu üç karakter de filmin sonunda Lee ile amansız bir dövüşe girerler. Kötüdürler ama son kertede fedaileri tükenince teke tek dövüşecek cesaret ve beceriye sahiptirler. Film içindeki davranışlarında kısmen modernleşmiş ya da modern kültüre özenmiş olsalar da bu feodal kültüre haiz şövalyelik yönleri yitip gitmemiştir. Ve düello yeteneğinde azımsanacak bir becerileri de yoktur. Her şeye rağmen dövüşerek ölecek onura sahiptirler. Feodal ahlaka haiz bir onura. Bu yönleriyle feodal yönlerini tümüyle yitirmemiş Doğu toplumları egemenleri hatırlatırlar bize.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Leenin iki filminde ise ( Way of the Dragon ve Dead Game ) baş kötüler Batılıdırlar. Ve fedaileri tükenince her ikisi de dövüşe girmezler,zaten böyle bir becerileri de yoktur. Bedeni ortaya koyma söz konusu olduğunda,bireysel anlamda barışçı kitlesel anlamda savaşçı olma ikiyüzlülüğüne haiz burjuva ahlakına sahiptirler. Bu yönleriyle bize Burjuva egemenlerini hatırlatırlar. Ve Lee bu ince ayrıntıyı atlamamıştır.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Lee son katta Doktor London ile karşılaştığında şaşırır. Şef Dr. London koltuğunda ölmüş olarak oturmaktadır. Bileklerini keserek intihar etmiş olduğu görülmektedir. Bu görüntü aslında Leenin şefin ölmüş olduğuna kanaat getirerek çekip gitmesi için ayarlanmış bir hiledir. Gerçekte intihar edip ölmüş görünen bu form,mükemmel yapılmış bir mankenden başka bir şey değildir. Şef Leenin balmumu heykel numarasını Leeye satmaya çalışmaktadır yani. Lee bu bahiste tecrübesinden olacak numarayı yutmaz ! Ve taklidi bırakıp gerçeğin peşine takılır.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Numaranın tutmadığını ve korumasız kaldığını anlayan şef dama kaçar,ve panikle oradan aşağıya düşer. Düşerken bina boyunca dizili olan ışıklı neonlara çarpıp onları teker teker patlatıp söndürerek iner. Bu ışıklı neonları,bu göz boyayıcı sanallıkları yaratanın düşerken onları teker teker söndürerek düşmesi açık bir göndermedir. Kapitalist göz boyama kültürüne oldukça tehditkar bir gönderme !</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Bu sahneyle birlikte film ve Leenin isyancı kimlikli öz yaşamı sona erer. Ölümünden birkaç gün önce doktor kontrolünden geçip,tahliller sonucu onsekiz yaşında bir gencin bünyesine sahip olduğunu öğrenen ve bunu yakın çevresine sevinçle beyan eden Lee,aniden ölecektir. Ölümü esnasında oyuncu bir bayan arkadaşının evindedir. Rivayet odur ki,başının ağrıdığını söylemiş,kendisine bir aspirin türü ağrı kesici verilmiş,ve Lee dinlenmek adına uyumaya çekilmiştir. Ve bu uyku sonsuza kadar sürmüştür. İlaç alerji yapmıştır,bünye zehirlenmiştir. Alerjinin nasıl bir alerji olduğu pek net anlaşılamamış olmasına rağmen,şunu söylemek mümkün. Ben herhalde oluşan asıl alerji ile ilgili size yeterince ipucu verdim !</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Bu konuda kriminal bir araştırma yapacak olanaklarımız yok malum. Ama bazı şeyleri çok araştırmanın manası da. Çünkü bazen araştırma,açık seçik olan şeylerin bulanamamasıyla sonuçlanır. Özellikle bilimin neredeyse tamamen sermayenin hizmetkârı durumuna geldiği günümüz dünyasında. Leenin, Nus ile uslanmayanın hakkıdır tektir,tektir ile uslanmayanın hakkı kötektir.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>usulüne tabi tutulduğunu anlamak için pek dedektif olmak gerekmiyor. Velev diyelim ki,bence çok zayıf bir olasılık taşımasına rağmen ölümü böyle ilaç alerjisi olsun. Yine de bu Leenin birilerini çok kızdırmış olduğu,ve onun ölmesini temenni edecek bir hayli adres olduğu gerçeğini zerre değiştirmez</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Ekleyelim. Yıllar sonra .büyüyüp,annesinin tüm engellemelerine rağmen,babasının yolundan gitmeye karar veren ve aksiyon filmleri oyuncusu olmaya davranan Bruceun oğlu Brandon Leede beşinci filmini yaparken,sette,çekim esnasında,kuru sıkı olması gereken bir silahtan çıkan gerçek bir mermiyle ( Kaza sonucu ! ) ölür-dürülür. Brandonun ölüm şekli babasının son filminde konu edilmiş kendisine düzenlenen ikinci suikast sahnesine tıpa tıp uygundur. Sette kuru sıkı olması gereken bir tabancaya koyulmuş gerçek mermiyle ölüm. Baba bu şekilde kendisine suikast düzenleyenlere,böyle ucuz bir yöntemle ölmeyeceğini ve geri dönüp intikam alacağını ima etmemiş miydi ? Bunu söyledikleri de bu cinayet yöntemiyle belki de karşı bir şey söylemektedir ! Dönmeye kalkarsan akıbetin yine aynı olacaktır.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Bu enteresan tesadüf elbette ki bizi Brandonun filmlerini bulup izlemeye yöneltti. Acep Brandon babası emsal filmler yapmaya mı kalkışmıştı ? Babasının geri döneceğim tehdidini onun soy devamı olarak gerçekleştirmeye mi soyunmuştu da böyle acımasız bir cevabı hak etmişti ? Durum pek öyle değildir. Brandonun rol aldığı ilk dört film sıradan aksiyon filmleridir. Ve tipik Amerikan emperyal propagandası da içerirler. Lakin çekimleri sırasında vurulduğu Crow ( Karga ) filmi için aynı şey söylenemez. Karanlık sinema örneği olan bu film daha sonraları metalci gençliğin kült filmi haline gelmiştir. Buna rağmen emperyalizm karşıtlığı filan içermez.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Kötü iyi karşıtlığını ya da saldırgan masum karşıtlığını saymazsak tabi. Fakat bu her filmde mevcuttur zaten.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Filmde Bruce Lee gerçeği ile illa ki bir benzerlik aramaya davranırsanız sadece şunu bulursunuz. Brandonun oynadığı film karakteri sapkın bir çete tarafından bir gece hiçbir neden olmaksızın sevgilisiyle birlikte katledilir. Ve ölümünden bir süre sonra mezarından çıkıp geri gelir şehre intikam almaya. Ölümsüzlüğün simgesi Karga nın ruhuna sahip olarak. Ve intikam elbet alınacaktır. Bu yönüyle Ölüm Oyunu filminden çağrışımlar alırız bu filmden de. Ancak bu benzerlikten bir şey çıkaracak değiliz. Bu sadece bir tesadüf olabilir.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Bununla birlikte şöyle bir gözlemimiz de var Brandon Leeye dair kayda değer. Brandon babasının karizmasına sahip olmamasına rağmen,onun kadar hızlı ve özellikle genç kızlar açısından ondan daha yakışıklı bir genç adam. Çok açık görünüyor ki her filminde oyunculuk açısından da ilerleme kaydetmiş. O hızla önemli bir yıldız adayı olacağı açıkça belli. İyice güce sahip olup daha sonra bazı eski şeyleri gündeme getirir diye düşünülmüş olması,ya da babasına olan kan davasının onun üzerinden er vakitte yürütülmesi olası olabilir. Sınıf kininin nasıl bir kin olduğunu iyi bilirim. Benim aklım pek yatmaz ama belki de müthiş bir tesadüf kaza başına gelen genç Brandonun. Yuh artık! dedirten cinsinden.</span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'">Kafa tutan ve kafa tutanın mahdumu olup en azından aktörlük yolunda kafa tutanın yoluna yürümeye kalkan arkalarında gözyaşları ve onur bırakarak ortadan bize sorarsanız kaldırılmıştır. Bizi çok paranoyak bulan kalkmıştır desin.</span><font face="Times New Roman">&nbsp;</font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman"></font>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><font face="Times New Roman">Not- Filme Dair Fotoğraflar Ölüm Oyunu Fotoğraf Albümünde Mevcuttur</font></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>11 Jan 2008 16:27:32 GMT</pubDate>
		<guid>http://fistoffury.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006140619</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>Meyerhold (Halit  Karaata)</dc:creator>
		<title>Ejderin Yolu</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://fistoffury.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006140026</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/61/40/5000000006140026.gif" align='right' border='0'> <p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>EJDERİN YOLU ( WAY OF THE DRAGON ) ‘UN<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>İRDELEMESİ</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Hesabın geri kalanı burada görülecektir. Ve bu hesabın faturası biraz ağırdır. Bu filmin de aşağı yukarı öyküsü şöyledir:</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Roma havaalanı. Havaalanın da bir Çinli. Geleneksel kıyafetleri içinde. Etrafında onu hayvanat bahçesinde maymun görmüş gibi izleyen insanlar. Çinli bu durumdan sıkıntılı. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Neyse ki herkesin karşılayanı geliyor da dağılıyorlar. Çinli rahat bir nefes alıyor. Onu karşılamaya gelecek olan henüz ortada yok. Çinli’nin karnı acıkır. Havaalanındaki Lokantaya girer. Masaya oturur. Garson kadın başa dikilir. Çinli sipariş verecek. Yumurta filan demeye kalkarsa da beceremez. Dil bilmez,usul bilmez. Garson kadın kızgın ve küçümseyici yemek listesini uzatır. “ Hadi be adam ver siparişini de işime bakayım ! “ edasında. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Çinli yemek listesine bakıyor. Harfler yabancı. Bakıyor olacak gibi değil parmağıyla beş kez listedeki ayrı yemek isimlerine basmak suretiyle siparişi veriyor. Gelen yemek. Beş ayrı tür çorba !</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bozuntuya vermez Çinli. Yumulur çorbalara. Önce hızlı sonra git gide yavaşlayarak. Yumuldukça da bel kuşağını kademe kademe gevşetir.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Karnı tıka basa doyar. İşaret diliyle hesabı öğrenir. Uzattığı iki banknottan garsonun uygun olanı seçmesiyle hesabı öder ve çıkar. Lokanta çıkışında karşılayıcısıyla rastlaşır. Elindeki vesikalık resim sayesinde onu tanır,kendisini tanıtır. Modern görünüşlü modern kostümlü Çinli bir genç kızdır bu. Tanışırlar. Ancak kız hayal kırıklığıyla karşılar bu tanışmayı. Kız Roma’da bir Çin restuarantı işletmektedir. Restuarant babasının ölümüyle ona kalmıştır. Ancak işletme konusunda sıkıntılar vardır. Bir takım haraç çeteleri onu tehdit etmektedir. Bunun üzerine kız Çin’deki amcasından yardım istemiştir. Amca kendisi gelmeyi tercih etmemiş ve bu Çinli genci göndermiştir yardım için. Kızın hayal kırıklığı bu minval üzeredir. Bu gelir gelmez ilk iş helânın yerini soran yol bilmez usul bilmez Çin köylüsü Roma denilen modern kentte ne işe yarayacaktır ki ? Her şeye rağmen kızın arabasına binilip şehre doğru yola çıkılır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Roma’ya gelen Çin köylüsü malumunuz Bruce Lee’dir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu sahne öncelikle geleneksel doğu kültürüne bağlı davranan bir Çinli’nin modern batılıların gözünde nasıl bir gözle görüldüğünün Lee açısından vurgulanması yönüyle önemlidir. Buna dair özel vurgular yapılmıştır. İkinci önemli nokta Lee’nin komedyen yönünün ilk bu filmle görülmesidir. Bundan önceki iki filmde Lee filmler boyunca son derece ciddi ve öfkeli bir görüntü çizmiştir. Bu ilk sahnede ise neredeyse karşımızda bir Charlie Chaplin görüntüsü vardır. Daha sonraları Jackie Chan kendisinde Lee’nin sert karizmasının mevcut olmadığını kavrayınca tam bu noktadan ilerleyecektir. Bu esprili hal filmde işler çok ciddiye binene kadar Lee’de süregelecektir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Arabayla yolculuk esnasında kamera Roma’nın tanıtımını yapar adeta,arabaya hiç odaklanmaz. Yolculuk Lee’nin kalacağı eve gelmeleriyle sonlanır. Burada dikkate değer bir sahne vardır. Kız Lee’ye yanında para olup olmadığını sorar,Lee bir miktar parasının olduğunu,onu kuşağında sakladığını söyler. Bunun üzerine kız bu şekil para taşımanın büyük şehirde sakıncalı olduğunu parayı bankaya yatırmak gerektiğini anlatır. Lee itiraz eder,ona göre para kendi üzerinde daha güvendedir. Kız ısrar eder,bankaya gidilir,banka müdürüyle tanış olunur. Banka müdürü bir samimiyet ve güven kazanma hamlesi olarak yeni mudisinin omzuna el atacak olur,Lee’nin buna karşı tepkisi ilginç olacaktır. Lee bu yapmacık güven telkin edici hamleye elini kuşağının üzerine atıp parasını korumaya kalkışma hamlesiyle karşılık verir. Lee adeta kapitalizme karşı güvensizliğini vurgulamaktadır burada. Şehre geldiğinden beri yanına sokulan hiç kimseye karşı verilmeyen tepkinin,en güvenli gibi görünen para kurumunun yetkilisine karşı verilmesi dikkat çekicidir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lokantaya varılır. Çin Lokantası sinek avlar vaziyettedir. Aşçı masada oturmuş elindeki sineklikle alenen sinek kovalamakta,beş Çinli garson lokantanın arkasındaki boş sokakta karate çalışmaktadır. Lee garsonların yanına gidip onlarla tanışır. Garsonlar Çinli olmalarına rağmen bir hariç batılı isimler vererek tanıtırlar kendilerini Lee’ye. Bu Çinliler giyim kuşam ve tavırlarıyla Çin kültürüne yabancılaşmış belli ki onu küçümser durumdadırlar. Dövüş sanatı olarak bile Japon kültürüne ait olan karate yapmayı seçmişlerdir. Orada Çinli bir kişinin Karate değil Çin Boksu çalışması gerektiği, bunun daha iyi bir tavır olacağı Lee tarafından vurgulanır. Bu tartışılırken aşçı mevzuya dalar,garsonlara iş başına gelmelerini buyurur,nihayet birkaç müşteri gelmiştir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Gelen müşteri değildir oysa. Haraç çetesinin dört elemanıdır,ve maraza çıkartmaktan başka gayeleri de yoktur. Örtülerde sigara söndürmek,bardakları yere atıp kırmak gibi eylemeler gerçekleştirmeleri üzerine Çinli garsonlar davranır. Gelenler Karateci garsonları düelloya davet ederler,lokanta arkasındaki antrenman alanında düello başlar. Çinli Karateci garsonların İkisi Afro Amerikan,biri İtalyan,biri Latin çete elemanları tarafından epey hırpalanması üzerine,malumunuz Lee devreye girer,ve elemanlara Ejderin Kuyruk Sallamasının nasıl bir şey olduğunu acı bir biçimde belletir !</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu durum lokanta sahibi kız ile lokanta elemanları içinde bir sevinç ve güven duygusu oluşturur ve Lee’nin dolayısıyla da Çin kültürünün onlar gözünde itibarının bir hayli artmasını sağlar. Küçümsedikleri adam ve onun kültürü belli ki o kadar boş değildir. Yalnız sanki bir kişi bu güven telkin edici durumdan pek hoşnut değil gibidir,bu bize sezdirilir. Bu kişi aşçıdır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee’nin cahil bir Çin köylüsünden daha öte bir şey olduğunu sezen lokanta sahibesi,onu Roma gezisine davet eder. Roma’nın ihtişamlı tarihi eserleri arasında yapılan bu gezi esnasında,kızın eserleri nasıl bulduğu sorusu üzerine Lee tarafından verilen cevap yine dikkate değer olacaktır. “ Ne var ? “ der Lee,” Bunlar,bu ihtişam,gereksiz masraftan başka bir şey değil ! Hem biz de para olsa Çin de bundan çok daha iyilerini yaparız. “ Bu söylemde de hem şaşalı olmayı düstur edinmiş Batı kültürüne hem de dünyadaki gelir dağılımı eşitsizliğine bir sataşma sezeriz.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Gezi biter,lokantaya dönülür. Lokantada onları pek huzur ve güven ortamı beklememektedir fakat. Lokanta Çete tarafından çok daha kalabalık,ve bu kez ateşli silahlara sahip bir gurupla baskın yemiştir. Garsonlar ve aşçı esir alınmış bir köşede tartaklanmaktadır. Ve bu kez çetenin patronu da elemanlarıyla teşrif buyurmuştur olay mahalline. Milliyetini belirtecek bir ibare yoktur görüntüsünde. Ancak top sakalıyla,purosuyla,takım elbise kravatıyla tipik batılı bir burjuva görünümündedir. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Öyle görünmektedir ki,etrafına yozlaşmış mafyalaşmış siyahîleri,Latinleri, İtalyanları vs. toplamış daha milliyetler üstü bir kimliktir. İnsanın aklına ister istemez Amerikan emperyalist zihniyeti gelmiyor değil.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">İşin daha enteresanı patronun yanında bir de Çinli tercüman vardır. Yine patronun,ama bu kez Japon değil batılı bir patronun,Çinlilere karşı sözcülüğünü tercümanlığını ve akıl hocalığını yapmaktadır. Şimdi burada dururuz. Burada hakikaten üzerinde durulması gereken bir şey vardır. Lee’nin filmlerinde bize salt bir dövüş gösterisi göstermekten öte başka bir şeyler anlattığını neredeyse kanıtlayan bir şey.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bir önceki filmde,yani Öfke Yumruğu’nda Aşçı vardır,burada da,vardır,ilk filmde kötülere akıl hocalığı ve tercümanlık yapan Çinli bir zat vardır burada da vardır,ilk filmde korunan kollanan bir yavuklu vardır burada da vardır. Önceki filmde ki Aşçı Çinlidir,daha doğrusu Çinli olduğu sanılan bir ajan Japon’dur yamağı da Çinli’dir,ve her ikisi de haindir,burada da öyledir, (<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Buradaki aşçının karşı tarafa hizmet eden bir hain olduğu filmin ilerleyen bölümlerinde netleşecektir. ) kötülere tercümanlık ve akıl hocalığı yapan Çinlidir ve kaypak bir tiptir,burada da öyledir. Fark orada Japonlara satılmış olmasıdır,burada Batılılara. Ve burada ilk filme nazaran hem kılık kıyafette,hem de davranışlarda daha dejenere olmuştur. Koruma altına alınan yavuklu Çinlidir,saf ve masum tipli bir kızcağızdır,burada da öyledir. İşin ilginç tarafı bu filmde bu karakterleri oynayan oyuncularla,Öfke yumruğunda oynayan oyuncular da bire bir aynıdır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Şimdi bunu neye yorarsınız ? Bir. Dersiniz ki bu bir rastlantıdır. Çok mantıklı olmaz. İki. Hong Kong sinema dünyasında bu karakterleri oynayacak başka oyuncu bulma sıkıntısı vardır. Herhalde bu da mantıklı olmaz. Üç. Lee’nin kafası pek basmamaktadır,kör değneğini beller gibi,hikâye kurmak konusunda bir şeyi belledi mi aklına başka bir fikir gelmez ( Filmin hikâyesi ve yönetimi Lee’ye ait.). Bu da pek insaflı bir yorum olmaz. Biz dördüncü maddeye bakalım.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Burada özel bir vurgu özellikle üzerine basa basa yapılmaktadır. Birinci vurgu,korunması gereken saf ve masum bir şey olduğudur. Bu da AŞK metaforuyla özdeşleştirilmiş “ Ülke “ dir. İkinci vurgu,asıl dikkat edilmesi gereken hainlerin içte olduğu,bunlardan birinin en kritik yerde yemeğin pişirildiği yerde,mutfakta olduğu. Diğerinin ise ikinci kritik yerde,dil de olduğudur.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Birileri bizim dilimizi konuşmaktadır bizim yemeğimizi yapmaktadır ama hizmeti düşmanlarımıza vermektedir. Mutfağımızda yemeğimize zehir katmaktadır,bizim dilimizi kullanır gibi görünüp başkaları adına konuşmaktadır. Üçüncü vurgu,yani oyuncuların değişmemesi vurgusu da muhtemelen,bu unsurların kılık kıyafet gibi yüzeysel görüntüleri değişse de,hep aynı kişiler ya da şeyler olduğu vurgusudur.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Şunu da burada özellikle belirteyim. Filmin hikâyesinin Roma’da geçmesine rağmen,göndermeler hiçbir zaman İtalyanlara dair değildir. <span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>O zaman ki İtalya’da zenciler,Çinliler,Latinler,ve İtalyanlardan oluşan bir mafya çetesinin ne işi olur ! Zaten ne havaalanında,ne de sokak görüntülerinde bu ırklara ait başka bir eleman gözükmez. Sadece mafya elemanı olarak ortada görünürler. Burada özellikle milliyeti belirtilmiş tek bir İtalyan eleman vardır, ( Dayak yediği bir sahnede Mama Mia,diye bir nida vermesinden ve tipinden anlarız. ) o da basit bir çete elemanıdır.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>İddiam odur ki sadece Amerika’daki İtalyan mafyasını simgeler. Latin çete elemanlarının Latin mafyalarını,siyahî çete elemanlarının Harlem çetelerini simgelemesi gibi. Bu İtalyan elemanın farklı tek özelliği çete elemanları arasında biraz daha sözü geçen konumunda olmasıdır. Bunu da nereden anlarız ? Çete elemanlarının Lee’den sopa yediği sahnede,herkesi tek tek öne sürüp en arkaya kalmasından. Muhtemel burada da İtalyan mafyasının Amerika’daki mevcut konumuna gönderme yapılmaktadır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Peki neden Roma arka fon olarak seçilmiştir ? Batı emperyal medeniyetinin kurulduğu yerin merkezi olmasından olabilir mi ? Olur herhalde ! Öyleyse Lee ne demeye çalışmaktadır ? Kime neden,hem de deplasmanda kafa tutmaya gelmiştir ?</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Filme dönelim. Lee kapıdan girer girmez ardında tabanca namlusunu hisseder. Paniklemez fevri de davranmaz. Sakin kalıp fırsat kollayacaktır. Beklenen fırsat,kalabalık ve silahlı bir grupla birlik lokanta arkasına cezalandırılmaya götürülmesiyle çıkacaktır. Bir gaflet anında elden kurtulan Lee bir araba dolusu adamı malumunuz olduğu üzere asfalta yapıştıracaktır !</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu sahneye dair birkaç not düşeyim. En önemlisi Lee bu kadar adamı asfalta yapıştırırken seyreden bir kimseyseniz,seyrettiğiniz yere yapıştıran adam kırksekiz kiloluk bir adam olmasına rağmen,asla,”film işte abartı,bir adam bu kadar adamı devirir mi “ hissi yaşamazsınız. Gözlerinize inanırsınız yani ! Bununla birlik Lee ilk defa çift nançuko kullanır. Seyre değer bir şovdur. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bir başka not, Lee ateşli silahları rakiplerinin elinden kendi özel imalatı tahta el okları kullanarak düşürür. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Düşen ateşli silahlardan eline geçenleri asla kullanmaz,uzak bir yere fırlatır atar. Delikli demire karşı özel bir antipatisi olduğunu ısrarla bu sayede vurgular.Bir de tüm adamlarını yendikten sonra Lee patron ve tercümanını bir daha lokantaya gelmemeleri konusunda uyarırken,özellikle ve özellikle patronun kravatıyla oynayacaktır. Kravat da malum batı burjuvazisinin alamet-i farikasıdır. Kravat takan kişi sembolik olarak burjuva kültürünü kabullenmiş olan kişidir. Kravat bir nevi kokarttır. Bu kokardı takmayan,burjuvazinin resmi ve gayri resmi kurumlarına ( Okul,meclis,davet,resepsiyon,devlet dairesinde memuriyet vs. ) sokulmaz.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Çete anlar ki,pabuç pahalıdır. Yöntem değiştirmek elzemdir. Daha sinsi bir plan yapılır,yavaş yavaş Lee’ye abayı da yakmakta olan lokanta sahibesi kız kaçırılır. Bu sayede devir için imza alınacaktır. Lakin bu da nafile bir haldir. Dinsizin hakkından imansız gelir emsali Lee bu kez Çetenin karargâhını basar. Bir kötek faslı daha. Yalnız bu kötek esnasında yine dikkatimizi cezbedecek bir görüntü girer kadraja. Oldukça sert bir görüntü. Dövüş çetenin karargâhında,patron şahsın makam odasında olmaktadır. Odanın duvarında fresk denilebilecek bir resim pano asılıdır. Resim de Kardinal,ya da Papa’yı temsil eden bir figür tahtında oturmaktadır. Ve ortaya şöyle bir görüntü çıkmaktadır. Tahtında oturan Papa’nın gözü önünde,Çinlilerden dayak yemekte olan batılı Hıristiyan adamlar.Takdir edersiniz ki ağır bir görüntüdür.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Kavga sonu Lee,büyük patronu bir kez daha akıllı olması için ikaz edecektir. Durum dikkatimizi çeker,Lee özellikle patronu dövmemektedir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Çetenin bu yöntemi de tutmayınca,başka bir yönteme geçilecektir.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Bu yöntemi de yine işbirlikçi Çinli danışmanın düşünmesi manidardır ! Ne yapılacaktır ? Lee’nin ayarında dövüşçüler parayla kiralanacak ve karşısına onlar dikilecektir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Üç dövüşçü kiralanır. Biz önce ikisini görürüz. Nerede görürüz ? Patronun yazıhanesinde. Ne yaparlar ? Birbiriyle kavga ederler. Neden ? Çinli’yi kimin öldüreceği konusunda ihtilaf halindedirler. Kimdir bunlar ? Bir Japon bir İngiliz dövüş adamı.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Kavga sürerken kapı açılır ve patronla üçüncü dövüşçü içeri girer. ( Chuck Norris’in oynadığı karakter. ) Amerikalıdır. Dövüşenler duraklar. Anglo Sakson olan hemen koşup gelen dövüşçünün önünde selama durur. Gelen dövüşçü onun ustasıdır. Japon ise gelene bir saygısı olmadığından saldırganlığına devam ede koyar. ( İkinci Paylaşım savaşında olduğu gibi ). <span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;</span>İngiliz ( Bop ) Japon’a tekrar hamle edecek olur,usta olan Amerikalı onu durdurur. O işi kendisi halledecektir. Gelen dövüşçü,Japon olanı az bir meşakkatle zor duruma düşürür. ( Atom bombası atarak yaptığı gibi mesela ) </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Tam işini bitirecektir ki. Büyük patron ve Çinli yardakçısı onları durdur. Böyle aptalca birbirleriyle kapışmalarının manası yoktur. Menfaat ve düşman birdir. Bu ufak hesapları bırakmalıdır. Ganimetten herkese pay düşecektir. Dövüşe önce Japon ile İngiliz gidecektir. Son gelen,yani Amerikalı,onlar işi halledemezse devreye girecek ve işi nihayetlendirecektir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Son gelen en güçlü dövüşçü yukarıda da belirttiğimiz üzre Amerika,ya da Amerikalıdır. Adı da Amerikanın en ünlü silah markası olan COLT’tur. Bilmem buradaki anlamın meale ihtiyacı var mıdır ?</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">İşbirlikçiler tuzağı kurmuşlardır,Lee’yi ve lokanta elemanlarını barış yapmak vaadiyle açık bir mekâna davet ederler. Çinli elemanlar bunun bir tuzak olabileceğinden şüphelense de bir barış umuduyla davete icabet ederler. Orada onları dövüşe her anlamda hazır İngiliz-Japon ortak yapımı beklemektedir. Saldırırlar ama açıkçası Lee’ye hafif gelirler,hatta Lee onları sersemlettikten sonra işlerini bitirmeyi bir süredir Çin boksu öğrettiği lokantada garsonluk yapan göçmen Çinlilere bırakır. Şöyle de bir nasihatte bulunur onlara. “ Zaten yeterince yoruldular. Fazla hırpalamayın. “ </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">İngiliz ve Japon’u çıraklara havale eden Lee buluşmayı,daha doğrusu tuzağı ayarlayan,işler sarpa sarınca kaçan işbirlikçi Çinlinin peşine düşer. İşbirlikçi aslında kaçmak niyetinde değildir. Kaçar gibi yapıp Lee’yi Amerikalı dövüşçünün beklediği yere sürükler. Şimdi ben Lee açıkça ülkesini tarihte işgal eden ve paylaşmak adına birbiriyle çekişen iki emperyalist gücü hakladıklarını ve hesaplaşma sırasının Amerikanın emperyalist zihniyetine geldiğini vurgulamıştır bu sayede desem,siz de bana bunları nereden çıkartıyorsun ki,der misiniz bilmem !</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Amerikalı dövüşçünün onu beklediği mekân özenle seçilmiş bir mekândır. Mekân Roma Collezyumu’dur. Roma İmparatorluğunun kalbinin attığı, Sezar’ların ölüp kalacaklara bir parmak işaretiyle karar verdiği yer. Ve elbette başka bir açıdan bakılırsa Spartaküs’ün başkaldırdığı yer. Batı medeniyetinin kendi dışında kalanları ilk olarak “ Barbar “ diye nitelediği merkez. Roma fonu belli ki özellikle seçilmiştir. Vurgu İtalyanlara değil. Batı Emperyalist düşüncesinin temellerinin sağlamlaştırıldığı kurumlaştığı,hukukunu oluşturduğu merkezedir. Kapışılan dövüşçü Anglo Sakson bir Amerikalıdır. Küçük tefek bir Çinli Roma Arenasına Batılının kendisini hukukunu kültürünü,gücünü,organizasyon yeteneğini tarif ettiği yerde Amerikalı bir Anglo Sakson ile kapışmaya gelmiştir. Belli ki Lee Roma İmparatorluğunun bayrağını mevcut koşullarda artık Amerika’nın teslim aldığını düşünmektedir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee Collezyum’un yabancısıdır. Ama Colt öyle değil. Bu sayede bir görünüp bir kaybolarak Lee’yi bir vakit peşinde dolandırır. Lee yol bilmemekten mekâna yabancı olmaktan ötürü bir türlü ona ulaşamamaktadır. Bu psikolojik savaş yöntemini bir süre sürdüren Colt sonunda rakibinin karşısına çıkacaktır. Bu arada ortalıkta ısrarla ve özellikle kediler dolaştırılmaktadır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">İki savaşçı bir ritüel havasında önce sakince ısınırlar. Sonra karşı karşıya gelirler. Sezar’ın işaretiyle değil ama oralarda dolanan bir garip kedinin miyavlama sesiyle kapışmaya başlarlar. Dövüş işaretinin Sezarlar tarafından verildiği bu arenada dövüşün bir kedi miyavlaması ile başlaması da az gönderme değildir ! Kapışma başlar. Önce Colt’un üstünlüğüyle geçer. Bunun üzerine Lee taktik değiştirecektir. Geçtiği taktik,tüm dünya boksörlerinin idolü Muhammed Ali Clay taktiğidir. “ Kelebek gibi uçar,arı gibi sokarım. “ taktiği. Colt şaşırır,üstünlük el değiştir. Küçük Asyalı,kütük gibi beyaz adamı devirir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Amerikalı ağır hasarlar görmüştür,Lee ona devam etmemesini işaret eder. Amerikalı ısrarlıdır. Kavga Amerikalının ölümüyle biter. Geldim-gördüm-yendim-dir yani ! Sezar’ın tarihi cümlesi tersine çevrilmiştir. Ancak ekleyeyim,Lee onun ölüsüne bir savaşçıya gösterilmesi gereken saygıyı gösterir. Giysisini naşının yüzüne örter. Kemerini göğsünün üzerine bırakır. Ve rol oynama ve oynatma açısından da rakibini çirkefleştirmez. Yaşamının son dönemini geçirdiği topraklara bir saygı mıdır ? Bu rolü oynayan Chuck Norris’in arkadaşı olmasından mıdır ? Yaşamını sürdürmeye devam edeceği ülkenin insanlarını haddinden fazla rencide mi etmek istememiştir ? Bilmem ! Ama bildiğim bir şey var. Onu da filmin finalini verdikten sonra söyleyeceğim.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee,dostlarını son bıraktığı yere geri döner. Orada gördüğü manzara ürperticidir. Garson Çinliler bıçaklanarak katledilmiştir. Tek sağ kalan aşçıdır. Japon ve İngiliz yerde baygın yatmaktadır hala. Ortalıkta bıçak filan da yoktur. Öyleyse kim yapmıştır bunu. Ortalıkta bir tek aşçı ve Çinli işbirlikçi tercüman vardır. Lee açısından aşçı olmayacağına göre… ? Oysa işi gören aşçıdır. Yorgun ve kendisine güvenen sözde yandaşlarını arkalarından bıçaklamıştır. Bıçaklarken de kabahatin kendilerinde olduğunu,işi bozduklarını,mafyadan alacağı emekli ikramiyesine mani olduklarını söylemiştir onlara son nefeslerinde.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee tercümana yönelip aşçıya sırtını döner. Bıçak sırtına yönelir. Bu esnada arabasıyla patron olay mahalline dalış yapar. İşbirlikçiler patronlarına sığınmak için hamle ederler. Patron her ikisini de tabancasıyla vurur. Bu iş bitirmekten aciz işbirlikçilerle işi bitmiştir. Ölüp gitmelerinde artık bir beis görmemektedir. Mendile burun silinmiş ve mendil çöpe atılmıştır. Sıra asıl belayı yok etmeye gelmiş,namlu Lee’ye dönmüştür ki,emniyet kuvvetleri Çinli kızın yönlendirmesiyle olay mahalline ikinci dalışı gerçekleştirir. Patron kelepçelenir hapis yollarını tutar.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Final Lee’nin Çin’e dönüşüyle gelir. Çinli kızla,ve kavgadan sağ çıkmış tek garson arkadaşıyla vedalaşır,ve uzaklaşır. Garson ardından bakarken Çinli kıza şöyle der. “ O bu silahların dünyasında. Bildiği yolda tek başına yürüyecek.” The End. Ve finalde çalan şarkının sözleri şöyledir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><pre><span style="mso-spacerun: yes"><font size="2">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </font></span></pre><pre><font size="2">Kim demiş silahşorluk öldü diye</font></pre><pre><font size="2">&nbsp;</font></pre><pre><font size="2">Kim demiş hayat her zaman sunulmuştur diye</font></pre><pre><font size="2">&nbsp;</font></pre><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu Çin’e dönüş sahnesi çok önemsenesidir.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Geldim-Gördüm-Yendim–Döndüm anlamına gelir. Roma İmparatorluğunun simge ismi Sezar öyle kullanmamış olsa da Roma’nın ilkesi aslında,Geldim-Gördüm-Yendim-Kaldım dır. Yani emperyal içerik taşır. Roma gelip görüp yendiği hiçbir yerden kendi gönlüyle dönmemiştir malumunuz ! Lee ise yenmiş olmasına rağmen bu erk avantajını orada kalmak adına kullanmayarak,ve topraklarına geri dönerek kafasındaki rövanş fikrinin emperyal olmaya soyunmayacağının kesin mesajını vermektedir bize.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bildiğim ve sonun da söyleyeceğim dediğim şey de şudur. Öfke yumruğu filmine kıyasla,bu filmde,her hal ve tavrıyla Lee’de açık bir yumuşama görülür. Birincisi ilk filmde önüne gelenin cenazesini kaldırtan Lee,bu filmde tek bir can alacaktır. O da Amerikalı Colt’tur. Onu da yaparken kin ve intikam duygusuyla yapmaz. Rakibini çekilmesi için uyarır,onun ısrarla çekilmemesi ölümü kaçınılmaz kılar.<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Buna rağmen ölüsüne bir kindarlık güdülmez,saygı gösterilir. İşbirlikçilere de Öfke Yumruğu’nda olduğu üzere elini bulaştırmaz,onları kendi patronlarına öldürterek durumdan sıyrılır. Japon ve İngiliz dövüşçüleri yener ama öldürmez. Ve hatta diğer Çinlilere onların yorulduğunu,fazla hırpalanmamalarını tembih eder. Özellikle geçen filmde Japonlara karşı uyguladığı aşırı sertlikten sonra bu merhametli tavır ilgi çekicidir. Kötülerin Patronunu geçen filmde olduğu gibi döverek öldürmek şöyle dursun,tek yumruk dahi atmaya tevessül etmez,onu kanuna ya da adalete havale eder. Oyunculuğu da öteki filme nazaran çok daha bariz bir farkla yumuşak ve esprilidir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu neden olmuştur,iki film arasında bu denli fark neden oluşmuştur delillendiremem. Lakin birkaç tahmin üretebilirim. Belki dost uyarıları gelmiştir,belki düşman tehditleri. Belki de Lee kendisini seyrederken kendi de aşırı gittiğini görerek ürkmüş,ve yumuşamaya karar vermiştir. İlk iki filminin sonucunda bu denli evrensel şöhret yakalayabileceğini kendisinin de ummamış olması da bu yumuşaklığın nedeni olabilir. Sonuçta şöhretin yerelliği aşması ve yeni filmlerin dünya tarafından seyredileceği gerçeği,onu yeni hayranlarına karşı daha temkinli davranmaya itmiş de olabilir. Her ne nedenle olursa olsun, Lee’nin söylemde değilse bile,(<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>Söyleminde en ufak yumuşama yoktur çünkü. )<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>eylemde yumuşaması her açıdan bana da öznel dünya görüşüm açısından daha iyi görünmüştür. Elbette ki bunu güncel halimi ölçü alarak söylüyorum,çocukluk toyluk psikolojimi ölçü alarak değil.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Buraya kadar olan üç film Hong Kong film şirketleri tarafından çekilmiş Çin filmleridir. Bence şirket açısından özellikle ilk ikisi sadece Asya pazarına,Lee için Asyalılara hitap için hazırlanmıştır. Bu konuda gerçekten iyi bir sonuç elde edilir. Filmlerin oynadığı sinemalar önünde büyük kuyruklar oluşur,biletler karaborsaya düşer. Bununla birlikte filmler öylesine bir başarı elde ederler ki,ünü Asya sınırlarının dışına taşar. Dünyanın her yanında büyük bir ilgiyle karşılanır,ve de büyük gişe hâsılatları elde eder.Üçüncü film bu durum göz önünde bulundurularak çekilir,ve gişe başarısında yine güçlü rüzgârlar estirir. Bunu gören Amerikan film şirketi Warner Bros Lee’ye apar topar film teklifi götürür.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bana kalırsa bu teklif şanı arşa çıkmış bu adamın şanının rantını kapmaktan çok,bu şanı kontrol altına alıp ehlileştirilmek için götürülmüştür. Mutlaka her kapital sahibi filmleri ve karizmasıyla böylesine büyük hâsılatlar elde etmeyi beceren bir,” Altın yumurtlayan tavuk” ‘u rant kapısı olarak görür ve onu kendi bünyesine almayı ister. Ancak ortada daha ciddi bir problem vardır bu örnekte. Üçüncü dünyalı bir kahraman sinema sahnesinde Batı medeniyetini ve özellikle Amerikalı kahramanları alt etmekte,ve tüm dünyada bu ilk örnek büyük bir sempatiyle karşılanmaktadır. Takdir edersiniz ki,tüm sinema oluşumunu Amerikan kültürüne ve savaş gücüne hayranlık oluşturmak üzerine kurmuş bir yapı bunu aynı sempatiyle karşılayacak değildir. Bu kötü örnek durdurulmalıdır,ve herkese malum ki,bu konuda ilk yapılacak iş bunu yapanı parayla ehlileştirmek kontrol altına almaktır. Tarih boyunca egemen güç kimse,kendisine muhalif olanlara ilk bu yöntemle yolundan çevirmeye kalkışmıştır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Lee kendisini kapıdan kovan Amerikan film şirketlerini ayağına getirmenin hazzıyla olsa gerek,teklifi kabul eder. Film Amerikan yapımı olacaktır lakin çekimler Amerika’da değil Hong Kong’da olacaktır. Anlaşma yapılır,ve çekimler başlar. Başlar ancak çekimler boyunca da Lee yapımcı ekibin hepsine alenen zulmeder. Çekimler esnasında sürekli agresif ve kaprisli davranışlar sergiler. Her akşam çekim alanından bir daha dönmeyeceğini beyan ederek ayrılır. Ve yine yapım ve çekim ekibine enteresan sorunlar çıkartır. Örnekse,bir tekne sahnesi çekilecektir. Tüm ekip çekimin yapılacağı teknenin yanına gelir sabah. Fakat tekne sahibi,teknesinde çekimin o gün yapılamayacağını söyler onlara,çekim bir sonraki güne ertelenmiştir. Yapımcı tekne sahibinin daha fazla para istemek gibi bir amacı olduğunu zannederek,ona çok daha fazla para teklif etmeye kalkışınca aldığı cevap şöyle olur. “ Bunun parayla ilgisi yok. Bu filmi bitirmek istiyorsanız bugün çekim yok. “ Belli ki ortada kasıtlı bir kanırtma eylemi söz konusudur. Ve Çinli Hong Kong’lular emri Warner Bross’dan değil kendi idolleri Bruce Lee’den almaktadır.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Enter The Dragon , ( Ejdere Giriş ki bizim sinemalarımızda Ejderin Üç Fedaisi ismiyle gösterime girmiştir ve öyle bilinir. ) adlı bu film Hong Kong’da çekilir. Bir uzlaşma sağlanmış olsa gerek,önceki iki filmde olduğu denli sivri bir söylemi yoktur. Yüzeyde Japon emperyalizmine,ya da batı emperyalizmine film içinde açık bir saldırı söz konusu değildir. Konu daha bir kriminaldir. Warner Bross prodüksiyonunda çekilen bir filmden de aksi bir şey beklemek zaten aşırı iyimserlik olur.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">NOT- Filme Dair Fotoğraflar Ejderin Yolu Fotoğraf Albümünde Mevcuttur</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p> 
            </td>
      	</tr>
 	]]> </description>
		<pubDate>11 Jan 2008 15:57:48 GMT</pubDate>
		<guid>http://fistoffury.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006140026</guid>
	</item>
	
	<item>
	  <dc:creator>Meyerhold (Halit  Karaata)</dc:creator>
		<title>&#214;fke yumru&#287;u</title>
		<category>Blog</category>
		<link>http://fistoffury.azbuz.com/readArticle.jsp?objectID=5000000006139077</link>
		<description><![CDATA[
		<img src="http://www.azbuz.com/images/rssblank.gif" alt="" border="0"/>
		<table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0">
    	<tr>
        	<td><img src="http://s.azbuz.com/uploads/images/61/39/5000000006139077.gif" align='right' border='0'> <p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"><span style="mso-spacerun: yes">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span>ÖFKE YUMRUĞU ( FIST OF FURY ) ‘NUN İRDELENMESİ</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu yeni çekilen filmin adı “ Öfke Yumruğu<span style="mso-spacerun: yes">&nbsp; </span>( Fıst of Fury ) “ dur. Bizim ülkemizde “ En Büyük Benim “ ismiyle gösterime girmiştir ve öyle bilinir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">İşte bu film,öyle “ Aksiyon filmi işte “ denilecek bir film değildir. Ve çekilmiş diğer Hong Kong dövüş sanatları filmlerine de pek benzemez.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Neden benzemez ? Öncelikle içinde Bruce Lee olduğu için. Onun benzeri yoktur. Onca çabalara onca sermaye akıtmalarına rağmen halen de onu unutturacak biri de çıkmamıştır. Benim kanaatim odur ki bu saatten sonra çıkacağı da yoktur.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">İkinci olarak film aksiyon filmi olmaktan çok siyasi içerikli bir filmdir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Üçüncü olarak anlatımların birçoğu direkt olmaktan çok metaforiktir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Film emperyalizme,özellikle Japon emperyalizmine kelimenin tam anlamıyla öfke kusar. Ya da biz buna Bruce Lee öfke kusar diyelim. Belli ki her Çinli gibi onun da ülkesinin yıllarca sömürge olarak kalmış olmasına karşı büyük bir biriktirmişliği vardır. Özellikle Japon işgali Çin tarafından hiçbir zaman hazmedilememiştir. Bruce Lee bu filmle meydan okuma hamlelerinin ilk ayağını gerçekleştirir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Onun bizde “ En Büyük Benim “ diye bilinen,asıl adı “ Öfke Yumruğu “ olan filmi bu minvalde ortaya konulmuştur. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Filmi kısaca özetleyelim. Şanghay’dayızdır. Şanghay uluslararası emperyalist güçlerin yönetimindedir. İşgal altındadır yani ! Bizim Kurtuluş savaşı öncesi olan halimizle özdeşleştirebilirsiniz. Bir bölge Fransız işgalinde bir bölge İngiliz,bir bölge Japon,bir bölge Amerikan işgalinde vs. Lakin Çin öznelinde bu işgal ve sömürgelik durumu bizim ki kadar kısa süreli olmamıştır,on yıllarca sürmüş ve bedelleri Çinliler için çok ağır olmuştur. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Bu uluslar arası gücün içinde Amerikalılar ve Fransızlar da olmakla birlikte kural kanun belirlemekte en etkili ve yetkilileri de Japon ve İngiliz işgalcilerdir. Bölgede yerleşik Çin ve işgalle gelip yerleşmiş Japon spor okulları vardır. Ve elbette çekişme halindedirler. Çinlilerle Japonlar arasındaki bu dövüş sanatlarının daha üstün olduğu konusundaki çekişme zaten kadim bir durumdur. Japonların Şanghay’a gelip okul açmasının nedeni de herhalde bu kadim çekişmenin bir uzantısıdır. Belirtmek gerekir ki bahsi geçen durum hayali bir senaryo icabı değildir. Gerçeklikte de Şanghay’a Japon dövüş okulları açılmış,ve Çin okullarıyla büyük çekişme yaşanmıştır o işgal yıllarında.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Çin okulunun başında dünya şampiyonluğu unvanlı bir usta vardır<b style="mso-bidi-font-weight: normal">. </b>Usta<b style="mso-bidi-font-weight: normal"> Huo Yuan</b> <b style="mso-bidi-font-weight: normal">Jin</b>. Bu ustanın üzerinde biraz duralım. </font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Filmin akışı içerisinde okulun duvarında asılı resminin dışında canlı suretini hiç görmeyiz Huo Yuan Jin Usta’nın. Film onun cenaze töreniyle başlar zaten. Usta Jin filmin başındaki fragman yazısında da belirtildiği üzere hayali bir film kahramanı değildir. Çin’in yaşamış efsane kahramanlarındandır. Uluslar arası gücün Çin’i emperyalist işgal altında tuttuğu yıllarda onların dövüş ustalarının,şampiyonlarının hepsiyle müsabakalar yapmış,hepsini yenerek şampiyonluklar kazanmış büyük bir dövüş ve aynı zamanda felsefe üstadıdır. Bu sayede işgal boyunca türlü aşağılamalara maruz kalmış,hastalıklı ırk kabul edilmiş Çin halkının moralini üst seviyede tutmayı, kendilerine olan güvenini korumayı başarmış,kahramanlaşmıştır. Hal böyle olunca,onunla dövüş alanlarında başa çıkamayacağını küçük düşüremeyeceğini anlayan emperyalist işgalciler tarafından zehirlenerek katledilmiştir.</font></span></p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2"></font></span>&nbsp;</p><p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-FAMILY: 'Arial Black'"><font size="2">Film bu gerçeklik üzerinden başlar. Ancak Usta Jin’in yaşamı sürecini ele almaz. Huo Yuan Jin Usta ölmüştür.Ve doktor raporları filmde yukarıda bahsettiğimiz gerçekliğin aksine bu ölümün hastalık sonucu gelen doğal bir ölüm olduğunu bildirmektedir. Ardında bıraktığı okulun